DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Erdoğan Sonrası AK Parti Tartışması: Bürokrasi mi Siyaset mi?

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :
Erdoğan Sonrası AK Parti Tartışması: Bürokrasi mi Siyaset mi?

AK Parti’de “Erdoğan’dan sonra kim?” sorusu artık kulislerde değil, açık alanda tartışılıyor. Bürokratik kökenli isimler mi, siyasal sezgisi güçlü aktörler mi öne çıkacak? Türkiye siyasetinin geçmiş tecrübeleri bu soruya ne söylüyor?

 

Haber – Analiz

Türkiye siyasetinde uzun süredir ertelenen bir soru, artık yüksek sesle soruluyor:
Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra AK Parti’nin başına kim geçebilir?

Bu soru yalnızca bir lider değişimi meselesi değil; aynı zamanda Türkiye’de siyasetin nasıl yapılacağına dair bir yol ayrımı. Son dönemde bu tartışmanın üç farklı eksende yürüdüğü görülüyor:
– Devlet ve güvenlik bürokrasisinden gelen isimler
– Parti içinden ama teknokrat kimliği ağır basan figürler
– Siyasi ve sivil alanda yetişmiş, tabanla doğrudan ilişkisi olan aktörler

Bu çerçevede Bilal Erdoğan’ın son aylarda daha görünür olması dikkat çekiyor. İlim Yayma Cemiyeti Başkanlığı üzerinden katıldığı programlar, ekonomi ve siyaset eksenli değerlendirmeleri ve kamusal alandaki artan teması, bu görünürlüğün bilinçli bir tercih olduğu yorumlarına yol açıyor.

Bürokratik Liderlik Tartışması ve Tarihsel Hafıza

Türkiye siyasi tarihinde benzer bir eşik daha önce de yaşandı.
Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı olmasının ardından DYP’nin başına geçen Tansu Çiller ve etrafında oluşan güçlü “A Takımı”, dönemin en etkili bürokratik kadrolarından oluşuyordu.

Mehmet Ağar, Ünal Erkan, Bekir Aksoy, Necdet Menzir, Hayri Kozakçıoğlu gibi isimler devletin içinden gelen, güvenlik ve bürokrasi kökenli, kamuoyunda güçlü algısı olan ayrıca  Türk sağının önemli aktörleri idiler.   Ancak sonuç beklendiği gibi olmadı. Darbelerin yıkamadığı, Demokrat Parti ve Adalet partisi geleneğinin en büyük partisi  olan DYP, Tansu hanımın Başbakan olduğu Haziran 1993'ten sonra  1994 ve 1995 seçimlerinde  önce birinci parti olmayı kaybetti ve Refah Partisi’nin gerisinde kaldı; 1999’da barajı zor geçti ve 2002’de ise siyaset sahnesinden tamamen çekildi.

Bu tecrübe, önemli bir gerçeği ortaya koydu:
Bürokratik kapasite, siyasal başarı için tek başına yeterli değil.

Bugünkü İsimler, Aynı Soru

Bugün adı geçen bazı isimler — Hakan Fidan, İbrahim Kalın ya da eski Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar gibi — devlet aklını temsil eden, uluslararası deneyimi yüksek, kurumsal itibarı olan kişiler.

Ancak siyaset, yalnızca kurumsal akılla yürümüyor.
Siyaset; sokaktaki dalgalanmayı sezmek, beklenmeyen tepkilere refleks göstermek ve kriz anlarında sezgisel karar alabilmek demek. demir asa demir çarık yollara düşmek demek.

Bu noktada şu soru kaçınılmaz hâle geliyor:

Bürokrasi kökenli isimler, Türkiye gibi siyasi reflekslerin sert olduğu bir ülkede, Rahmetli Demirel  ve Merhum Özal gibi halkın nabzını tutabilirler mi?  Vatandaşın her türlü sorusuna,  nazına, niyazına samimi ve sıcakkanlı bir şekilde cevap verebilirler mi?
Veya Rahmetli Erbakan hoca gibi tabanla duygusal bağ kurabilir mi?

Geçmiş tecrübeler bu konuda ihtiyatlı olmayı gerektiriyor.

Bilal Erdoğan Neden Farklı Değerlendiriliyor?

Bilal Erdoğan’ı farklı bir yere koyan unsur, devlet bürokrasisinden değil; sivil ve toplumsal alanlardan gelmesi. Vakıf, eğitim, gençlik ve kültürel ağlar içinde bulunması, onu doğrudan taban sosyolojisiyle temas hâlinde tutuyor. Ak Parti'nin geleneksel oy depoları ile yakın ilişki içerisinde olması çok önemli bir artısı gibi görünüyor.

Türkiye’de siyasetin dili çoğu zaman resmî metinlerde değil; bu sivil alanlarda şekilleniyor. Bu nedenle Erdoğan sonrası dönemde, parti yönetimi açısından bürokratik akıldan çok siyasal sezginin belirleyici olacağı görüşü güçleniyor.

Sonuç

AK Parti’nin geleceği, “kim daha donanımlı?” sorusundan ziyade,
“kim siyaseti gerçekten yapabilir?” sorusuna bağlı.

Türkiye siyasi tarihi şunu defalarca gösterdi:
Devleti iyi yönetenler her zaman siyaseti iyi yönetemeyebilir.
Ama siyaseti bilenler, devleti öğrenebilir ve yönetir. Bunun en güzel örneği ise, mevcut  Cumhurbaşkanı Erdoğan.

Erdoğan sonrası AK Parti tartışmasının kilit noktası tam olarak burada duruyor.

ancak şurası kesindir ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2027'de yapılacak olan bir Erken seçimle yeniden aday olacak.  O istemese de, Devlet bey O'nu bırakmayacak 🙂

✍️ Erdoğan Serdengeçti yorumluyor

Erken Seçim 2023