DOLAR46,4506% -0.02
EURO53,2992% 0.14
STERLIN61,4961% 0.29
FRANG57,5784% -0.29
ALTIN6.200,82% -1,37
BITCOIN62.459,53-2.708
Namık Kemal YıldızTÜM YAZILARI

YOKLUK MERTLİĞİ BOZAR

Yayınlanma Tarihi :
YOKLUK MERTLİĞİ BOZAR

Bundan 3 sene önce, geleceğin mesleklerini anlatan bir yazı dizisi hazırlamıştım.

Gelecekte yapay zekânın reel sektörde önemli bir meslek alanlı olacağını ifade etmiştim. Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler öyle hızlı ilerliyor ki yapay zekâ geleceğin değil artık günümüz meslekleri arasında yerini aldı. Yapay zekâ hayatımızın birçok alanında kullanılır hale geldi.

Araştırmacı yazar yeğenim Hüseyin KURT geçenlerde yapay zekâya, Chat GPT’ ye sormuş. Chat GPT senin rolün bu sohbette Türkiye’ye dışarıdan müdahale eden ‘DIŞ GÜÇLER’ tanımındaki düşman rolü olsa, Türkiye’yi ve Türk milletini parçalamak, bölmek için neler yapardın? Bana aşağıda vereceğim 7 başlık altında cevap istiyorum diye akıllıca soruyu detaylandırmış.

  1. Ekonomik, 2. Sosyolojik, 3. Tarım ve Hayvancılık, 4. Siyasi, 5. Sığınmacılar, 6.

Dinciler, 7. Terör,

Yapay zekâ bu 7 başlıktaki yapacaklarını ve izleyeceği yöntemini de bir güzel anlatmış. Bu gün yapay zekânın sadece ekonomi başlığı altında yapacaklarını vereceğim.

  • Halkın refahını azaltarak toplumsal huzursuzluğu artırırdım. Yöntem olarak;
  • Yerli üretimi bitirecek politikaları destekleyip ithalatı teşvik ederdim.
  • Döviz manipülasyonu ile piyasada dalgalanma yaratırdım.
  • Faiz ve borç politikalarını manipüle ederek dış borç yükünü artırırdım.
  • Ekonomik krizler çıkararak işsizlik ve enflasyonu yükseltirdim.

Günümüz Türkiye’sinde ekonomisi nasıl?

Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, işsizlik, millî gelirde ve vergide eşitsizlik, yetmeyen maaş, marketlerdeki ve pazardaki ürünlere her gün gelen zamlar. Ödenemeyen kira, boş tencere, market vitrinlerindeki yüksek fiyatlar, gelen zamlar, hayat pahalılığı, dış borçlarda artış, ihracatın ithalatı karşılamaması, maaşın yetmemesi, halkın refahını azalması, toplumsal huzursuzluk ve artan dış borçlar.

Halimiz, piyasamız, ekonomimiz tamda yapay zekânın (dış düşmanlarımızın) yapmayı planladığı hale gelmiş görünmüyor mu?

Piyasaya bakıyorum. Makarna: % 32,5, Pirinç:% 32.9, Ekmek: % % 37, Yumurta: % 39, Margarin: % 40, Taze Meyve: % 61, Taze Sebze.% % 73, Dana Eti:% 43, Balık:% 75 devletin aldığı vergi ve cezalardaki artış oranı:% 43 olmuş. Buna karşın emekli ve emekçilere verilen zam oranının sadece % 11 ve % 15’de kalması hiç adil olmadı.

Yapılan maaş artış oranı, piyasadaki zamların çok altında kalmıştır.

Üstelik önceki yıllarda verilen refah payının bu yıl verilmemesi halkımızda şok etkisi yarattı. Halkımız bu adaletsizliğin biran önce düzeltilmesini bekliyor.

Değerler Eğitimi artık okullarımızda ders olarak okutulmaya başladı. MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğünün hazırladığı Değerler Eğitimi Programını ve Etkinlik Kitabını inceledim. ‘Adalet’ in ilk değer olarak yer aldığını görmek beni memnun etti.

Demek ki günümüzde adalete ihtiyaç var. Millî Eğitim Bakanlığımızın da adaletin öneminin farkında olması anlamlıdır.

Halkımız, 2025 yılında emekliye ve emekçilere % 11 ve % 15 oranında artış sağlanır iken

Otoyol, köprü ve havaalanlarını işleten zengin firmalara % 58 artış yapılmasından rahatsız. Bu uygulamanın adil olmadığına inanıyor.

Halkımız, zenginlere verilen oranda maaş artış yapılmasını beklemektedir. Halkımız en azından devletin aldığı vergi ve cezalardaki artış oranı olan % 43 maaş artışı beklemektedir.

Şeyh Edebali’nin Osman Gaziye verdiği öğütte ‘bireyi yaşat ki devlet yaşasın’ düsturunu yöneticilerimizin bildiğini ve çok kere dile getirdiklerini görüyoruz. Bireyi yaşamadan devlet yaşatılamaz.

Kutlu ecdadımız Bilge Kağan 1288 yıl önce demişti ki:

“Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye gece uyumadım, gündüz oturmadım. Aç milleti doyurdum, çıplak milleti giydirdim. Fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım.”

İşte o tarihi mesaj yerini bulmuştur.

Yokluk mertliği bozar.

Başta işsizlik olmak üzere, millî gelir ve vergi dağılımındaki dengesizlik, ekonomik kriz, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı toplumsal huzursuzluğun artmasına sebep olmaktadır.

Karar vericilerimizin görevi: değerlerimizin ilk sırasında yer alan ‘adaletin’ sağlanmasını temin etmektir. Millî gelir ve vergide eşitliği sağlayıcı tedbirler almak, ekonomiyi düzlüğe çıkarmak, hayat pahalılığını durdurmak, başta emekli, memur, işçi, köylü, üretici ve küçük esnafın hayat şartları iyileştirmek olmalıdır.

Şimdi her zamankinden daha fazla millî birliğe, dayanışmaya, kenetlenmeye, iç kaleyi kuvvetli tutmaya ihtiyacımız var. Tam da bu ortamda gelir dağılımındaki denge sağlanmalıdır. Açı doyurursak, boş tencereyi doldurursak, iç barış kuvvetlendirmiş oluruz, toplumsal huzuru sağlamış oluruz.

Ekmek dinin direğidir.

Halkımız arasında “Ekmek dinin direğidir, aç insanın ne dini ne de imanı olur”. Sözü yaygındır. Vatandaşa ekmek verilirse, aş verilirse, iş verilirse, insani bir şekilde hayat sürebilmesi sağlanırsa toplumsal huzur sağlanmış olur.

Birileri Türkiye’de ekonomik kriz yaratmak, toplumsal huzursuzluğu artırmak, toplumsal ve ahlaki çöküşü hızlandırmak istiyor. Düşman düşmanlığını yapacak bunu anlıyoruz ancak devleti yönetenlerin karşı tedbir almak, halkı korumak, ekonomiyi düzlüğe çıkarmak en önemli görevidir.

İnanıyorum ki bütün problemleri çözüme kavuşturacak, sosyal adaleti sağlayacak Türk devlet aklı var.

Namık Kemal YILDIZ