DOLAR46,4496% 0.18
EURO53,3130% -0.34
STERLIN61,4797% -0.58
FRANG57,8463% -0.25
ALTIN6.319,32% -0,40
BITCOIN63.311,99-3.016
Namık Kemal YıldızTÜM YAZILARI

TARİH TEKERRÜR EDİYOR

Yayınlanma Tarihi :
TARİH TEKERRÜR EDİYOR

Kut’ül Amare Zaferi

İngiltere I. Dünya Savaşının başlaması ile birlikte Hint denizinin güvenliğini sağlamak ve Mezopotamya’ya hâkim olmak için Irak seferine çıktı. Bağdat’ı ele geçirmek üzere çıktığı bu seferin başlangıcında hızla ilerleyen İngiliz birlikleri Selman-ı Pak’ta Türk birliklerine yenilerek geri çekildiler ve Kut’ül Amare’de savunmaya geçtiler.

Halil KUT Paşa (Şarkıcı Burak KUT’un dedesi) komutasındaki Osmanlı birlikleri Kut’ül Amare’yi kuşatarak İngilizlere yaklaşık beş ay süresince yardım gelmesini engellediler.

Dicle Nehri kıyısında Kut'ül Amare şehri yakınlarında konuşlanmış İngiliz ve müttefiklerinin kuşatılmasıyla başlayan muharebe, kasabanın Osmanlı Ordusu tarafından ele geçirilmesi ve İngiliz birliklerinin tamamının esir alınmasıyla 29 Nisan 1916 tarihinde zaferle sonuçlanmıştır.

1. Dünya Savaşı içerisinde İngilizler, önce Çanakkale, sonra Kut’ül Amare’de Osmanlı İmparatorluğu’na ikinci kez mağlup olmuşlardır.

İngilizlerin 13 general ve 277 subayın yer aldığı 13.300 kişilik İngiliz ordusunun tamamının esir alınması İngiltere’ye 1. Dünya Savaşı’nda en büyük yenilgilerinden birini tattırmış oldu.

Kut’ül Amare Zafer’i Avrupa'da tam manasıyla şok etkisi yarattı.

Bu zafer Türk tarih kitaplarında nedense pek yer almaz.

Bu zafer yıldönümleri nedense pek kutlanmaz.

Sykes – Picot Anlaşması

Sykes-Picot Antlaşması, 29 Nisan 1916'da Kut'ül Amare Kuşatması sonrasında İngiliz kuvvetlerinin Osmanlı'nın 6. Ordusu karşısında bozguna uğramasından 17 gün sonra, 16 Mayıs 1916 tarihinde Britanya İmparatorluğu ve Fransa arasında yapılan, Osmanlı Devleti'nin Orta Doğu'daki topraklarının paylaşılmasını öngören gizli antlaşmadır

Beyrut'ta Fransız konsolosluğu yapıp 1915 yılında Fransa'nın Londra büyükelçiliğinde siyasi danışman olarak görev yapan François Georges-Picot ile İngiltere (Britanya İmparatorluğu) Savaş Bakanı Lord Kitchener'in Ortadoğu işleri danışmanı, milletvekili ve yarbay Sir Mark Sykes arasında yapılan gizli görüşmeler sonucunda hazırlanmıştır.

Osmanlı, Kut’ül Amare Zaferiyle, coşkusuyla meşgul iken İngiliz ve Fransızlar Osmanlı topraklarını paylaşan gizli anlaşma yapıyorlardı.

Rusya'nın onayı ile imzalanan bu antlaşmaya göre;

  1. Rusya'ya, Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis ile Güneydoğu Anadolu'nun bir kısmı,
  2. Fransa'ya, Doğu Akdeniz bölgesi, Adana, Antep, Urfa, Mardin, Diyarbakır, Musul ile Suriye kıyıları,
  3. İngiltere’ye (Britanya) Hayfa ve Akka limanları, Bağdat ile Basra ve Güney Mezopotamya verilecektir.
  4. Fransa ile Britanya'nın elde ettiği topraklarda Arap devletleri konfederasyonu veya Fransız ve İngiliz denetiminde tek bir Arap devleti kurulacak,
  5. İskenderun serbest liman olacak,
  6. Filistin'de, kutsal yerleşim yeri olması nedeniyle bir uluslararası yönetim kurulacaktır.

İki kişinin çizdiği bu harita, 16'ıncı yüzyılın başından beri Osmanlı idaresinde olan toprakları parçalayıp yeni ülkelere böldü ve siyasi oluşumları iki etki alanına dâhil etti:

  • Irak, günümüzde Ürdün'ün bulunduğu topraklar ve Filistin, İngiltere etkisine
  • Suriye ve Lübnan da Fransız etkisine girdi.

1917'deki Rus devriminden sonra Rusya antlaşmadan ve paylaşımdan vazgeçmiş, Lev Troçki gizli olan bu anlaşmanın bir kopyasını 24 Kasım 1917'de İzvestiya gazetesinde yayınlayarak dünya kamuoyuna Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasına ilişkin gizli paylaşımları açıklamıştır.

 

16 Mayıs 1916 yılında imzalanan gizli “Sykes-Picot Anlaşması”nı bilmeden, anlamadan ve irdelemeden bugün yaşanan siyasi oyunları anlamak mümkün değildir.

Ortadoğu’da bugünkü sınırların temeli kabul edilen Sykes-Picot Anlaşması, “yapay sınırlar ve böl-yönet politikalarının kâğıda dökülmüş hali” olarak değerlendirilmektedir.

Anlaşma yürürlüğe girmedi, ama Ortadoğu’daki sınırlar hâlâ o dönemden farklı değil.

Tarih tekerrür ediyor.

Ortadoğu’da haritasını yaklaşık 100 sene önce, İngiltere, Fransa ve Rusya birlikte çizdi.

Amerika ve İsrail şimdi sıra bizde, Ortadoğu’nun haritasını çizeceğiz diyor.

Amerika Gazze’ye çöküyor. Doğu Akdeniz’deki doğalgaza, Ortadoğu’daki petrole el koyuyor.

İsrail, işgal ettiği komşu ülkelerin topraklardan çıkmam, buralar bana vaat edilmiş toprakladır deyip işgalin kalıcı olduğunu beyan ediyor.

Bundan yaklaşık 100 sene önce, Osmanlı Türk toprağı işgal edildi, Türk toprağı üzerinde, Mısır, Irak, Ürdün, Lübnan,  Filistin, Suudi Arabistan ve Suriye vb. devletleri kuruldu.

Geldik 2025’e…

Türkiye sınırlarında bir terör devleti kurma planı yapılıyor.

100 yıl önce Osmanlıdan koparılan Suriye, Filistin, Lünlan ve Irak toprakları üzerinde şimdide birden çok devlet kurma planları yapılıyor. Suriye haritasının rengi her geçen gün değişiyor.

Türkiye’den başka Irak, Suriye, Filistin ve Lübnan’ın toprak bütünlüğüne saygısı olan devlet yok. Komşu Müslüman ülkelerden beklenen tepki yok.

Ümmetten ses yok. Olamazda…

Ümmetten yardım da yok.

Türkiye’deki saf Müslümanlar, Müslüman Arap devletleri Amerika ve İsrail’in saldırganlığına dur der, bu soykırıma karşı çıkarlar diye inanıyor. Ancak gerçek hiçte öyle değil.

Emperyalist Batılı Devletlerin, Arapların prenslerini, üst düzey yöneticilerini sivil veya asker olarak yetiştirdiğini birçoğunun o ülkelerde özel yetiştirilmiş kızlarla evlendirildiğini biliyoruz.

Ortadoğu’da soykırım, işgal devam ediyor ama ümmetten ses yok.

Ümmet, istese de soykırıma dur diyemezler, yardım edemez…

Arap ülkeleri emperyal batı devletlerin dedikleri dışına çıkamazlar. Emperyalist devletlerin aleyhine olan herhangi bir icraatta bulunamazlar.

Emperyalist devletlerin elinde, Arap krallarının, emirlerinin, bakanlarının, diplomatlarının, üst düzey yetkililerinin, hepsinin kirli dosyaları var.

Kontrolden çıkınca tutulan dosyalardaki belgeler, mal varlıkları ifşa edilir, ses ve görüntüler medyaya düşer.

Kendi saltanatlarının korumak, koltuklarından olmamak, milletine, ailesine karşı rezil rüsva olmamak için soykırıma, planlanan yeni Ortadoğu haritasına da gereken tepkiyi gösteremezler. Sadece kınamayla yetinirler.

Aksi halde; Emirlik kalmaz, krallık kalmaz, başkanlık kalmaz, koltuk kalmaz…

Ülkeler, kitli dosyası olmayan, satın alınamayan adsız kahramanlar tarafından kurulur ve korunur.

Bize düşen görev, bu kadroları yetiştirmektir.

Ey Türkoğlu, tarihini bil, düşmanını tanı ve ülkeni sev.

Karamsarlık yok.

Kirli dosyası olmayan, satın alınamayan, milliyetçi, ulusalcı, vatansever, maddi ve manevi değerlerine bağlı, Atatürkçü iyi insanlarımız var.

Namık Kemal YILDIZ