
Orta Doğuda siyasi ve askeri gündem hızlı bir şekilde değişiyor. Suriye’de tarihi adımların atıldığına şahit oluyoruz.
Suriye'de; geçiş dönemi devlet başkanı Ahmed eş-Şara, 13 yıllık iç savaşın ardından devlet kurumlarını yeniden inşa etmek, düzenli orduyu kurmak, Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlamak, ülkeyi birleştirmek, kamu düzenini ve kamu güvenliğini tesis etmek için gayret ediyor.
Türkiye’de; terörist başının mektubuna PKK, Suriye’de PYD’ ne cevap verecek? terörsüz Türkiye süreci nasıl işleyecek? diye tartışırken, PKK’nın Suriye Kolu Elebaşı “Mazlum Abdi” kod adlı Ferhat Abdi Şahin; “Öcalan’ın çağrısının PKK’ya yönelik olduğunu, kendilerini kapsamadığını söylemesi ardından Suriye devlet başkanı Ahmed eş-Şara ile 8 maddelik bir anlaşma imzaladı.
Suriye hükümeti ile PYD (Demokratik Birlik Partisi) arasında yapılan anlaşma, Suriye'nin toprak bütünlüğünü koruma ve ulusal birliği güçlendirme amacı taşımaktadır.
Anlaşmanın öne çıkan 8 maddesi şu şekildedir:
- Temsil ve Katılım Hakları: Dini veya etnik köken fark etmeksizin tüm Suriyelilerin liyakate dayalı olarak siyasi süreçlere katılımı ve temsil hakları sağlanacaktır.
- Kürt Toplumunun Tanınması: Kürt toplumu, Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olarak tanınacak ve anayasal hakları garanti altına alınacaktır.
- Ateşkes: Tüm Suriye topraklarında ateşkes sağlanacaktır.
- Devlet Yönetimi Altında Bütünleşme: Kuzeydoğu Suriye'deki sınır geçişleri, havaalanları, petrol ve gaz sahaları dahil olmak üzere tüm sivil ve askeri kurumlar, devlet yönetimi altında bütünleştirilecektir.
- Mültecilerin Geri Dönüşü: Yerinden edilmiş tüm Suriyelilerin devlet koruması altında memleketlerine geri dönmesi sağlanacaktır.
- Güvenlik ve Birlik: Suriye'nin güvenliğine ve birliğine yönelik tüm tehditlerle mücadele edilecektir.
- Nefret Söylemi ve Bölünme Çağrılarının Reddedilmesi: Bölünme çağrıları, nefret söylemi ve anlaşmazlık çıkarma girişimleri reddedilecektir.
- Uygulama Komiteleri: Anlaşmanın yılsonuna kadar uygulanması için yürütme komiteleri oluşturulacaktır.
Suriye Hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşma, yeni Suriye’de önemli bir tarihi dönüm noktası olarak kabul ediliyor.
Anlaşmanın birinci maddesi klasik giriş maddeleri olduğundan geçiyorum.
Anlaşmanın ikinci maddesinde Kürtlerin Suriye devletinin asli bir topluluğu olarak tanımlanması açısından önemlidir. İlk kez bir Suriye yönetimi, Kürtlerin kimliğini, siyasi ve askeri katılımını resmen tanınması anlamlı ve önemlidir. Önceki rejimin aksine, Kürtler artık göçmen olarak değil, vatandaşlık haklarına sahip yerli halk olarak kabul ediliyor.
İkincisi, anlaşma metninde “Suriye Arap Cumhuriyeti” yerine “Suriye Devleti” ifadesinin kullanılması, sembolik bir değişim olarak öne çıkıyor.
Mazlum Abdi Şara ile anlaşmadan kısa bir süre önce ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Michael Kurilla arasında bir görüşme gerçekleştirmesi gözden kaçmadı. ABD Bölge komutanlarıyla askeri elbise, Suriye devlet başkanı Şara ile mevkidaş gibi iki örgüt lideri gibi sivil giyinmesi anlamlı bir mesajdır.
SDG Başkanı Ferhat ABDİ:
“Hiçbir Hükümet gücü sınır kapıları hariç SDG’nin kontrolündeki bölgeye giremeyecek, petrol meselesinde bir değişiklik olmadığını anlaşmanın Türk operasyonlarını durdurmak için yapıldığını” belirtmesi kafaları karıştırdı.
Suriyeli Türkmenlerin, Özgür Suriye Ordusu’nun sivil ve askeri yönetimde görev alması, hak ve hukuklarının garanti altına alınması beklenmektedir.
ABD, İsrail ve uluslararası koalisyonun anlaşmanın mimarları gibi görünse de, üçüncü ve beşinci maddeleri Türkiye’nin de bu sürecin bir parçası olduğunu göstermektedir.
Anlaşmanın en kritik maddelerinden biri, Kuzey-Doğu Suriye’deki sivil ve askeri kurumların devlet idaresine entegre edilmesini öngören dördüncü maddesidir. Bu, kurumların feshedilmesinden ziyade devlet kontrolüne alınması anlamına geliyor.
DSG’nin Suriye ordusunun bir parçası haline gelmesi ve bazı DSG komutanlarının Savunma Bakanlığı’nda görev alması da beklenen bir gelişme olarak görülüyor.
Anlaşmanın özü, sekizinci maddede yatıyor. Bu madde, anlaşmanın yılsonuna kadar uygulanması için çalışılmasını öngörüyor.
Ancak Orta Doğu’da kâğıt üzerinde anlaşma yapmak ile uygulamaya geçmek arasında büyük bir fark var. Önümüzdeki sekiz ayda, yalnızca taraflar değil, bölgesel ve uluslararası aktörler de anlaşmanın kendi çıkarları doğrultusunda uygulanması için mücadele edecek. Sonuçta, tarafların sahadaki gücü ve uluslararası dengeler, anlaşmanın kaderini belirleyecektir.
Suriye’nin istikrarı Türkiye’nin huzuru
Türkiye, Türkiye'deki dört milyon Suriyeli mültecinin onurlu bir şekilde Suriye’ye geri dönmesi için Suriye’nin yeterince istikrarlı olmasını istiyor.
Ayrıca Suriye'deki terörist silahlı Kürt gruplarını, sınırlarından uzaklaştırmak istiyor Türkiye, Suriye'nin SDG'nin tüm savaşçılarını düzenli ordusuna entegre etmesini ve bir Kürt özerk bölgesini reddetmesini istiyor. Terör liderlerinin sınır dışı edilmesini istiyor.
Anlaşmada Kürtlerin özerkliği ret edildiği ile ilgili açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Kürt ve Dürzilere özerklik verilmesi halinde Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlamak mümkün olmaz.
Beklenen tehlikeler
PYD'nin, özellikle Kürt nüfusunu temsil etmesi ve PKK ile olan bağlantıları göz önünde bulundurulduğunda, Suriye ordusunun içinde bölgesel bir ayrışma riski doğabilir.
PYD'nin hükümetle anlaşmasının ardından, Suriye ordusunda özellikle Kürt, Arap ve Türkmen unsurlar arasında güvensizlik ve anlaşmazlıklar artabilir. Bu durum, ordu içinde bölgesel ve etnik çatışmalara yol açabilir ve ordunun etkinliğini zayıflatabilir.
PYD'nin Suriye ordusunda daha fazla etki kazanması, PKK'nın bölgedeki faaliyetlerini artırabilir ve Suriye'nin iç güvenliği üzerinde olumsuz bir etkisi olabilir.
PKK Suriye’de resmileştiği için Türkiye’nin eskisi gibi yasal operasyon yapamaz hale gelebilir.
Umutluyum…
Türkiye sınırları içinde ve sınır boylarında kendine tehdit oluşturan teröre asla izin vermeyecektir. Beklenen tehlikeleri önleyecektir.
Türk devlet aklının bütün bunları düşündüğüne ve karşı tedbirler alacağına olan inancım tamdır.
Türkiye cumhuriyeti devleti, hem kendi vatanını, hem soydaşı olan Türkmenlerin hak ve hukukunu, hem de kardeş Suriye halkının istikrarını koruyacak güçte ve azimdedir.
Namık Kemal YILDIZ
