
Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan bir kez daha işçi gündeminde ilk sıraya oturdu. Hizmet-İş Sendikası'nın 43. kuruluş yıldönümünde konuşan Arslan, taşeron işçilerden kadro almış 4/D işçilere kadar kamudaki sorunlar ve yaşananlara dair önemli açıklamalar yaptı. Özellikle 4/D işçilerin Toplu İş Sözleşmesi (TİS) sürecine değinen Arslan, TİS görüşmeleri için de tarih verdi.
Bugün Emek Konukevi'nde yapılan Hizmet-İş Sendikasının 43. kuruluş yıl dönümü programına katılan Mahmut Arslan, işçilerle ilgili önemli ifadeler kullandı.
696 SAYILI KHK ARZU ETTİĞİMİZ GİBİ OLMADI
Taşeron sisteminin kaldırılması için önderliğin Hak-İş ve Hizmet-İş önderliğinde yapıldığını belirten Arslan, 2014'te başlayan bu mücadelenin günümüzdeki noktaya kadar geldiğini vurgularken, yine de 696 sayılı KHK'nın bütünüyle kendilerinin arzu ettikleri noktada gerçekleşmediğini söyleyerek kadro alamayan taşeronların durumuna gönderme yaptı.
Tüm bu gelişmelere rağmen 1 milyona yakın taşeronun kadro aldığını belirten Arslan; "Buradan kaynaklı zorluklarımız, sıkıntılarımız, hüzünlerimiz oldu. Ama ne olursa olsun kamuda çalışan yaklaşık 1 milyona yakın işçi kadrolarını alarak normalleşme dönemine temmuz ayında belediyelerde, kasım ayında da kamuda geçmiş durumdadır." dedi.
TİS SÜRECİ 1 TEMMUZ'DA
696 sayılı KHK ile kadroya geçen işçilerin Toplu İş Sözleşmesi sürecine de değinen Arslan; bu işçiler ile ilgili TİS sürecinin 1 Temmuz'da başlayacağına işaret etti. Arslan konu ile ilgili sözlerinde; "Belediyelerimizdeki binlerce geçici işçi toplu sözleşmeden yararlanamıyor, kadro alamıyordu. Hizmet-İş ve Hak-İş'in öncülüğünde bunu da başardık. Geçici işçilerin kadro sorununu belediyelerde çözdük. Bu arkadaşlarımızın toplu sözleşmelerden yararlanmaları da bizim mücadelemiz sonunda olmuştur." dedi.
1 Kasım'daki iş kolu sürecine de değinen Arslan; "696 sayılı KHK'de sendikamızın baştan itibaren ortaya koyduğu ilke, hedef ve çalışmalar, ne yazık ki başta hükümetimiz ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız tarafından bilindiği halde gereği yapılmadı. Yüz binin üzerinde üyemiz sırf kanuni zorunluluktan dolayı istemedikleri halde başka sendikalara üye olmak zorunda bırakıldı. Bu, ne demokrasimize ne insan haklarına ne Anayasamıza ne de sendikal özgürlüğe yakışmayan antidemokratik tutumdur. Bunu her fırsatta ortaya koyduk. Ama ne yazık ki bunu durduramadık. Bütün bunlara rağmen oturup ağıt yakacak halimiz yok. Ağlayacak halimiz yok. Bütün bu eleştirimize, itirazlarımıza, taleplerimize rağmen bunu gerçekleştirememiş olmaktan dolayı üzgünüz. Ama hayat devam ediyor, mücadele devam edecek ve ettireceğiz inşallah. Buradaki kayıplarımızı başka şekilde telafi edecek büyük bir çalışma içindeyiz." dedi.

