Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İYİ Parti ve SP'ye sitem | Maksat İstihdamMaksat İstihdam

30 Eylül 2020 - 07:52

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan İYİ Parti ve SP’ye sitem

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan İYİ Parti ve SP’ye sitem
Son Güncelleme :

04 Şubat 2019 - 12:00

197 görüntülenme

Dün TRT ortak yayında ‘Cumhurbaşkanı Özel‘ programına konuk olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasi ve ekonomik başta olmak üzere gündeme dair soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın konuşmasının satır başları şöyle;
Özellikle teşekkür ediyorum. Böyle manifestoyu açıkladıktan sonra ilk toplantıyı TRT ortak yayınında yapmak bizi ayrıca mutlu etti. Tarihi Çengelköy Çınaraltı Çay Bahçesi’nde vatandaşlarla 1,5 saat dertleştik, sohbet ettik, çaylarını içtik onlar da bizim çaylarımızı içtiler. Çenkelköy’ün 15 Temmuz darbe girişiminde özel bir manası var. Kuleli bir tarafta bir tarafta merkez bir tarafta köprü bu bakımdan unutulur bir yer değil. Çengelköy hakikkatten çok ciddi bir direniş ortaya koydu. Onun için de ilk toplantımı buradan başlatayım dedim. Uzun zamandır da gelmemiştirb Çınaraltı bizim biraz da geçmişimizden bu yana anlamlı bir yerdir ve Çınaraltı’nda hem dostlarla hem gençlerle orada bulunan tüm İstanbullu hemşehrilerle bir araya gelmek beni çok mutlu etti.
“Yerel yönetim dediğiniz zaman akla ilk gelen çevredir, temizliktir”
Her şeyden önce bir defa bir yerel seçime gidiyoruz. Bu yerel seçimde bir genel seçimin etkisi olur mu olmaz mı diye soracak olursanız tabiki onun da olacak hele hele bizim gibi şu anda iktidarda olan bir siyasi partinin buradaki bakışında merkezi yönetim ile yerel yönetim arasındaki uyum çok çok önemli. Yani bir yerde yereli merkezi taşıyacağınız gibi merkezi de yerele taşıyacaksınız ki hizmetler çok farklı şekilde kendini gösterme imkanı bulsun. Özellikle bu dönemde dikkat edilirse halkımızın sıkıntıya düştüğü ve siyasi hareketlerin de üzerinde pek durmadığı bazı sıkıntılar var. Yani yerel yönetim dediğiniz zaman akla ilk gelen şey şudur; Çevredir, ilk gelen şey temizliktir. Eskiden ben mesela 1994 seçimlerine girerken üç şey ile girdim. Çöp, çukur, çamur. Niye? Çünkü İstanbul bu çöp, çukur ve çumurdan çok çekmişti. Çöp dağları vardı, çukurlar vardı, her taraf çamurlar içerisindeydi. Temizlik denen birşey yoktu, İstanbul’un suyu yoktu, hava kirliliği almış başını gidiyordu böyle bir İstanbul. Bunu tabi şu anki genç kuşak bilmez. Özellikle ilk defa oy kullanacak gençler hiç bilmez. Ancak annelerinden babalarından dinlediyseler bunu bilirler. Şimdi hafıza i beşer nisyan ile malüldür unutur insanoğlu ama bunları anlatmak lazım.
15 Temmuz gecesi neler yaşandı?
15 Temmuz olayının şöyle bir ortaya konması lazım. 15 Temmuz’un ruhunda ne var? 15 Temmuz’un ruhunda gerçekten milliyetperver vatansever olanlarla milletin düşmanı olanların bu vatanın düşmanı olanların mücadelesi var. Bir Cumhurbaşkanı olarak o akşam İstanbul’a indiğimde tabi bir taraftan F16’lar üzerimizde gidiyorlar, obür taraftan helikopterler gidiyorlar ve bu arada tabi havalimanındaki kule ele geçirilmiş fakat sağolsun o zaman İstanbul Emniyet Müdürüm ve Valimiz süratle o kuleyi boşalttılar ve kuleyi boşaltmak suretiyle biz yere indik. Mesela pilot bana o zaman şöyle birşey sordu; Şu anda inişimiz riskli olabilir dedi. Biz tabi tur atıyoruz. Çünkü son ana kadar İstanbul’a mı Ankara’ya mı gideceğimizi ben pilota söylemedim. Tabi aslında kendi hafızamda hesabımı yaptım ve tam oraya geldik. Tabi ben İstanbul deyince pilot böyle bir sıkıntı olabilir dedi. Dedim ki şu anda bindiğimiz uçak bir defa iniş ve kalkış noktasında hani çok rahat seri hareket edebilen bir uçak. Dolayısıyla sen dedim bunu başarman lazım. Dedi, işte bir kamyon oraya piste koymuş olabilirler veya farklı araçlarla orayı kapatmış olabilirler. Artık sen aydınlatmanla bunu çözeceksin dedim. Tabi artık benim kararlılığımı görünce de pilot bunu yaptı. Tabi indik indik ama üstümüzdekiler dolaşıyor F16, helikopterler fakat çağrımıza halkım milletim hakikatten olumlu cevabı vererek havalimanını zaten doldurmuşlardı. Bende tabi eşim, Berat bey, kızım, torunlarım yanımdalar beraber indik. O andaki haleti ruhiyeyi sizler düşünün ama 23.15’te de bay Kemal meğerse havalimanına gelmiş. O da tankların arasından geçip Bakırköy belediyesine gitmiş. Sonradan öğreniyoruz, dediler ki bay Kemal geldi ve buradan çıktı. Daha sonra da bilgi aldık ki Bakırköy belediyesinden bütün gelişmeleri takip ediyor. Çünkü bizim yanılmıyorsam 01.15 gibi bizde oraya geldik. Daha sonra kendileri diyor ki benim haberim olsaydı ben beklerdim diyor. Biz çağrımızı davetimizi yaptık bütün halk orada ve o andan itibaren zaten birşey başladı. Yani o gecenin katılımcıları AK Parti tabanı ile MHP tabanıdır. Çünkü bu işi bir milli ruhla yaptılar.
Cumhur İttifakı’nın farkı ne?
Şimdi ben her zaman birşey söylüyorum özellikle, bizim MHP ile azami müştereklerimiz var. Ama diğerleri ile bizim böyle bir müşteriğimiz yok. Diğerlerinin ise birbirleriyle inanın bırakın azami müştereklerini CHP’nin HDP ile azami müşterek olabilir ama ne İYİ Parti ile ne Saadet Partisi ile böyle bir birlikteliğinin olacağına ben ihtimal vermiyorum. Fakat çıkar hesapları onları bir araya getirmiştir. Onun için de sayın Bahçeli biliyorsunuz onlara zillet ittifakı diyor bende onlara illet ittifakı diyorum. Ama bizimki Cumhur İttifakı’dır. Cumhur olarak bu milletin geneli ve biz burada hayırda ittifak etmişiz. Burada bütünleşmişiz, burada bir olmuşuz beraber olmuşuz. 7 Ağustos’tan itibaren başlayan bir ittifak bu. 7 Ağustos’ta beyefendi oraya bay Kemal nasıl geldi biliyor musunuz? Ben kendisini davet ettim önce gelmiyordu ve gelmeyeceğini de bildirdiler ve son anda Cuma akşamı döndüler demekki çok baskı yapıldı kendisine ve o mahfillerin yaptığı baskı neticesinde son anda geleceği bildirildi. Onu da herkesin bilmesi lazım. Ondan sonra da zaten bizim o Yenikapı Ruhu’na ters hareket etmeye başladı. Bunu da milletimin bilmesi gerekir diye açıklıyorum. Biz Cumhur İttifakı’nı biz milletimizin bir beka meselesi olarak görüyoruz. Bu ortak beka kaygımızla birlikte gelecekle ilgili müşterek birçok değerlerimizi ortaklaşa ortaya koyabiliyoruz. Diyorum ki bizim bu ittifakımız temennim ve duam o dur ki pazara kadar olmaz, mezara kadar olur.
“HDP eşittir PKK”

HDP eşittir PKK eşittir YPG eşittir PYD. Hiç sağa sola bunu saptırmanın anlamı yok. Gerçek ortada bunu zaten başlarındaki kişiler kendileri açık açık söylüyorlar. Bütün bunlarla beraber dikkat edin bunlar kongrelerinde bile ne bayrağımızı asmışlardır ne İstiklal Marşımızı söylemişlerdir. Bizim kültürümüzde, derneklerin, resmi kurumların bu tür şeylerinde İstiklal Marşı’nı okumak zillet midir? O şereftir. O şeref de şerefli olanlara yakışır. Biz şu anda İstiklal Marşımızı bu gururla bu onurla bugüne kadar okuduk. Bayrağımızı da bugüne kadar bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır diyerek her zaman gönlümüzde gönderimizde taşıdık taşımaya da devam edeceğiz. Ama diğerlerinin böyle bir derdi yok. Zorla korku belasına bakıyorsunuz şimdi işte bir tane bayrağımızın ufak bir tane tek gelip kongrelerinde salona bazen birileri herhalde uyarırsa asıyorlar. Ama diğerlerinin böyle bir şeyi var sıkıntısı var ve böyle birşey yapamazlar yapmazlar. CHP’nin bunlarla beraber olması zaten anlaşılır gibi değil. Hele hele İYİ Parti’nin, Saadet Partisi’nin bunlarla beraber böyle iş tutması, o da tabi izahı mümkün değildir.

TRT Haber