
Ne kadar güzel bir dinimiz var bizim.Paylaşmayı ibadet sayan,
yoksulu incitmeden gözetmeyi öğreten,
yardımı gösterişten uzak tutan bir din.
yoksulu incitmeden gözetmeyi öğreten,
yardımı gösterişten uzak tutan bir din.
Fitre de bu anlayışın en zarif örneklerinden biri.
Ramazan’ın sonunda, bayram sevincine muhtaçları ortak eden bir ibadet.
Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığı, 2026 Ramazanı için günlük fitre miktarını 240 TL olarak açıkladı.
Bu rakam, ilk bakışta farklı yorumlara yol açtı.
Ama meseleye biraz yakından bakınca, aslında önemli bir ayrıntı ortaya çıkıyor.
240 TL neyi ifade ediyor?
Diyanet’in belirlediği 240 TL günlük fitre,
aylık karşılığıyla yaklaşık 7.200 TL’ye denk geliyor.
4 kişilk bir aile olarak hesaplarsak 28.800 lira.
Bu rakam,
tek bir kişinin asgari günlük gıda ihtiyacına nerdeyse eşit oluyor.
Yani fitre hesabı yapılırken:
barınma,
kira,
ulaşım,
eğitim
gibi kalemler değil;
sadece gıda dikkate alınıyor.
Bu önemli bir ayrım.
Çünkü bugün dört kişilik bir ailenin:
aylık gıda harcaması (açlık sınırı) yaklaşık 30.143 TL,
kişi başına düşen gıda tutarı ise 7.500 TL civarında.
Bu açıdan bakıldığında,
240 TL’lik fitre tutarının,
asgari gıda eşiğini tarif ettiği görülüyor.
Yani fitre, yoksulluk sınırına göre değil;
günlük gıda ihtiyacına göre belirlenmiş durumda.
Fitre bir üst sınır mı?
Burada en kritik nokta şu:
Fitre, “verilmesi gereken en yüksek tutar” değildir.
Aksine, asgari bir eşiktir.
Nitekim Diyanet’in karar metnindeki en önemli vurgu da budur:
“Her bir mükellef, günlük gıda harcamalarını dikkate alarak belirlediği meblağı fitre olarak verebilir.”
Bu cümle şunu açıkça söylüyor:
240 TL bir alt sınırdır,
imkânı olanlar için daha fazlası mümkündür,
hatta teşvik edilmektedir.
Bu yönüyle fitre:
rakamla sınırlı bir formalite değil,
vicdanla tamamlanan bir ibadettir.
Peki mesele nerede başlıyor?
Mesele, fitrenin niyetinde değil.
Mesele, bu hesabın nasıl anlatıldığında.
Bugün çağdaş ölçüm araçları var.
Gıda enflasyonu, tüketim kalıpları, harcama sepetleri her ay açıklanıyor.
Toplum, rakamları yakından takip ediyor.
Bu nedenle fitre hesabı yapılırken:
hangi gıda kalemlerinin esas alındığı,
hangi fiyatların dikkate alındığı,
nasıl bir yöntem izlendiği
kamuoyuyla daha şeffaf biçimde paylaşılabilir.
Bu, ne dini zorlaştırır
ne de ibadetin ruhuna zarar verir.
Aksine,
fitrenin hayatın içinden bir ibadet olduğunu daha iyi anlatır.
Son söz
Fitre, yoksulluğu tek başına çözmez.
Ama paylaşma ahlakını diri tutar.
Diyanet’in belirlediği 240 TL,
asgari gıda ihtiyacını esas alan bir eşik olarak okunmalı.
İmkânı olanlar için ise kapı zaten açık.
Belki artık yapılması gereken şey şudur:
Bu güzel ibadeti,
çağın imkânlarıyla daha anlaşılır hâle getirmek.
Ne kadar güzel bir dinimiz var…
Onu rakamlarla tartışmak için değil,
hakikatiyle yaşatmak için konuşalım.
✍️ Erdoğan Serdengeçti

