DOLAR46,4415% -0.03
EURO53,3341% 0.16
STERLIN61,5264% 0.3
FRANG57,5412% -0.36
ALTIN6.204,60% -1,31
BITCOIN63.032,830.579
Namık Kemal YıldızTÜM YAZILARI

Türk Dünyası ve Akraba Topluluklara Bakış

Yayınlanma Tarihi :
Türk Dünyası ve Akraba Topluluklara Bakış

Balkanlar’da Bosna’dan başlayıp Sancak, Kosova, Kuzey Makedonya ve Türkiye üzerinden Kafkasya’ya, oradan Türkistan’a uzanan ve nihayet Moğolistan ile Çin içlerine kadar devam eden geniş bir coğrafyada, çeşitli bağımsız, yarı bağımsız ya da henüz bağımsızlığını kazanamamış Türk toplulukları yaşamaktadır. Bu hat, tarihsel ve kültürel süreklilik açısından dikkat çekici bir bütünlük arz etmektedir.

 

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in 10. yılı vesilesiyle 1933 yılında yaptığı değerlendirmede, Sovyetler Birliği yönetimi altında yaşayan Türk topluluklarına dikkat çekmiş ve şu ileri görüşlü ifadeleri kullanmıştır:

“Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez…
Bizim dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.
Hazır olmak, o günü susup beklemek değildir. Manevî köprüleri sağlam tutmak gerekir. Dil bir köprüdür. Tarih bir köprüdür.”

Atatürk’ün bu sözleri, yalnızca dönemsel bir tespit değil; aynı zamanda geleceğe dönük stratejik bir uyarıdır. Nitekim Sovyetler Birliği, Atatürk’ün vefatından 53 yıl sonra, 1991’de dağılmış; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve diğer Türk toplulukları bağımsızlıklarını kazanmıştır.

Ancak bu süreçte Türkiye olarak yeterince hazırlıklı olduğumuzu söylemek güçtür.

Türk Devletleri ve Türk Akraba Toplulukları

“Türk Devletleri” ve “Türk Akraba Toplulukları” kavramları sıklıkla karıştırılmaktadır. Oysa bu iki kavram farklı içeriklere sahiptir.

Türk Devletleri; Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çatısı altında yer alan bağımsız devletleri ifade eder. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan tam üye; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemci statüsündedir. Böylece Türk Devletleri Teşkilatı bugün itibarıyla 8 ülkeden oluşmaktadır.

Türk Dünyası ise yalnızca devletlerden ibaret değildir. Akraba topluluklarla birlikte Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan ve yaklaşık 300 milyon nüfusu kapsayan çok geniş bir coğrafyayı ifade eder.

“Dilde, Fikirde, İşte Birlik”

Bu noktada Kırımlı mütefekkir İsmail Gaspıralı’nın meşhur ilkesi yol göstericidir:
“Dilde, fikirde ve işte birlik.”

Son yıllarda alfabe birliği çalışmaları ve ortak tarih kitapları gibi adımların atılması olumlu gelişmelerdir. Bununla birlikte, Türk devletleri arasındaki iş birliğinin güçlenmesini kendi çıkarlarına aykırı gören bazı küresel aktörlerin, zaman zaman bu sürece karşı tutumlar sergileyebileceği de göz ardı edilmemelidir.

Türk Akraba Toplulukları ve Kimlik Meselesi

Türk akraba toplulukları, bağımsız bir Türk devletine sahip olmayan; ancak etnik, dilsel, kültürel veya tarihî bağları bulunan toplulukları ifade eder. Bugün yaklaşık 30 ülkede, 20’den fazla Türk akraba topluluğu yaşamaktadır.

Gençlik yıllarımda, Türk kimliğini yalnızca dinle özdeşleştiren bir algıya sahip olduğumu fark etmiştim. Oysa üniversite yıllarında merhum hocam Prof. Dr. Mustafa Kafalı sayesinde önemli bir hakikati öğrendim:
İslam bir din, Türklük ise bir kültür ve kimliktir.

Her Müslüman Türk olmadığı gibi, her Türk de Müslüman değildir. Müslüman Türkler olduğu gibi Ortodoks, Katolik, Musevi veya farklı inançlara mensup Türk toplulukları da vardır. Bu gerçek, Türk Dünyası’nın sosyolojik zenginliğini göstermektedir.

1999 yılında Romanya’nın Köstence kentinde düzenlenen Türk Dünyası Gençlik Liderleri Kurultayı, bu çeşitliliği bizzat gözlemleme imkânı sunmuştur. Farklı inançlara sahip Türk gençleriyle kurulan diyaloglar, ortak bir iletişim dili ve alfabenin ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

Bugün hâlâ geçerliliğini koruyan ülkümüz şudur:
Türk Dünyası’nda dilde, fikirde ve işte birlik.

Dileğim; Türk dünyasının kültürel bağlarını güçlendirmesi, tarihsel kökleriyle yeniden bütünleşmesi ve barış içinde ortak bir gelecek inşa etmesidir.

Namık Kemal YILDIZ

Bu yazı, yazarın kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.