
Ülkemizdeki çalışma hayatı çeşitli kanunlarla düzenlenmiştir. Kamu veya özel sektör için ayrı ayrı sözleşmeler bulunur. Kamudaki sözleşmeler ekseriyetle iş kollarında aktif olan sendikaların devlet ile imzaladığı toplu sözleşmelerden kaynaklanırken, özel sektörde toplu sözleşmelere ek olarak bireysel iş akdi de bulunmaktadır. Özel sektördeki işçilerin bir çok hakkı 4587 sayılı İş Kanunu'ndan gelmektedir.
Öte yandan bu haklar arasında ücretler de önemli yer tutmaktadır. Özellikle ülkemizde yıllık enflasyonun bir hayli yüksek olması her yıl zam endişesi yaratmaktadır. Bu nedenle işçilerin derdi de zam olmaktadır.
İŞVEREN HER YIL ZAM YAPMAK ZORUNDA MI?
Bu konuda kanunen bir zorunluluk yok. Eğer toplu veya bireysel iş sözleşmesinde işçiye her yıl belirli tutarda zam yapılacağı yazılı olarak kayıt altına alınmamışsa, işveren her yıl zam yapmak zorunda değildir. Fakat eğer iş sözleşmesinde bu madde mevcutsa her yıl belirlenen tutarlarda zam zorunluluğu bulunur. Yani burada belirleyici unsur iş sözleşmesidir.
İŞVEREN HER İŞÇİSİNE ZAM YAPMAK ZORUNDA MI?
Bu noktada ise yine iş sözleşmesinin türü önemlidir. Eğer sözleşme bir toplu iş sözleşmesi ise zaten bağlı bulunduğunuz yetkili sendika sizin adınıza belirli periyotlarda bir zammı sözleşmeye koyar.
Fakat bireysel iş sözleşmelerinde durum değişir. Aynı işi yapan iki elemandan biri iş sözleşmesine zam koydurduysa zam alır. Fakat diğer elemanın sözleşmesinde zam yoksa, işveren ona da zam yapmak zorunda değildir.
Konu ile ilgili Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararında işverenin her işçiye zam yapmak zorunda olmadığına dair emsal bir karar bulunmaktadır.
İlgili karar;
Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesinden hareketle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinde işverenin eşit davranma ve ayırım yapmama borcu yer almıştır. Eşit davranma ilkesi olarak da adlandırılan bu yükümlülükte işveren, işyerinde çalışan işçilere eşit işlem yapmak zorundadır. Anılan maddeye göre işveren iş akdinin kurulması, ücret ve çalışma koşullarında, sözleşmenin sona ermesinde farklı işlem yapamaz. Aynı durumdaki işçilere objektif ve farklı davranmayı haklı kılacak nedenler bulunmadıkça eşit davranılması zorunludur. Kısaca aynı durumdaki işçiler arasında farklılık yaratılmamalıdır. İşçilerin kişisel niteliklerinden bağımsız olarak önceden belirlenmiş bir esasa göre ücret ödemesi yapılıyor ise, bu göreve atanan işçilere önceden belirlenen esasa göre öngörülen ücretin ödenmesi gerekir. Aynı nitelikteki işçilerden bir kısmını koruyucu hükümler dışında tutmak hem Anayasa’nın eşitlik ilkesine, hem de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesindeki temel kurala uygun düşmez. (Dairemizin 11.09.1967 gün ve 8479-7519 sayılı ilamı).
Eşitlik ilkesi aynı durumda olan işçiler yönünden geçerlidir. Başka bir anlatımla işverenin, farklı konumda olan işçiler bakımından eşit davranma yükümü yerine, yönetim hakkı kapsamında farklı davranma serbestisinden söz edilir.
Eşit davranma ilkesi tüm hukuk alanında geçerli olup, İş Hukuku bakımından işverene, işyerinde çalışan işçiler arasında haklı ve objektif bir neden olmadıkça farklı davranmama borcu yüklemektedir. Bu bakımdan işverenin yönetim hakkı sınırlandırılmış durumdadır. Başka bir ifadeyle işverenin ayrım yapma yasağı, işyerinde çalışan işçiler arasında keyfî ayrım yapılmasını yasaklamaktadır. Bununla birlikte, eşit davranma borcu, tüm işçilerin hiçbir farklılık gözetilmeksizin aynı duruma getirilmesini gerektirmemektedir. Bahsi geçen ilke, eşit durumdaki işçilerin farklı işleme tâbi tutulmasını önlemeyi amaç edinmiştir. Öte yandan anılan ilke, hakların sınırlandırılmasına değil tesisine hizmet eder.
Somut uyuşmazlıkta davalı işveren emsal gösterilen iki işçi dışında tüm işçilere % 9 oranında, emsal gösterilen iki işçiye ise % 25 oranında zam uygulamıştır. Davacı ile % 25 zam uygulanan işçiler dosya içeriğine göre aynı konumda ve eşit değildirler. İki işçi dışında davacı dahil diğer işçilere bir hak sınırlandırılması getirilmemiştir. % 25 zam uygulanan işçiler farklı konumda olup, bu uygulama işverenin yönetim hakkı kapsamında kaldığından, davalının eşit işlem borcuna aykırı davrandığından söz edilemez. Mahkemece davanın reddi yerine hangi haklı ya da yasal gerekçe ile % 9 zam uygulandığı olgusunun açıklanamadığı ve objektif bir nedenin varlığı ispatlanamadığı gerekçesi ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

