
Eski Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Prof. Dr. Hüseyin Çelik, ABD-İsrail-İran gerilimine sert tepki gösterdi. Çelik, yaşananları “uluslararası hukukun yok sayıldığı bir devlet terörü” olarak değerlendirdi.
ABD, İsrail ve İran hattında yükselen gerilimle ilgili independent Türkçe'ye değerlendirmelerde bulunan Hüseyin Çelik, yaşanan sürecin klasik bir savaş olarak tanımlanamayacağını belirtti. Çelik’e göre bu tablo, küresel güçlerin hukuku askıya aldığı yeni bir döneme işaret ediyor.
Eski Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Prof. Dr. Hüseyin Çelik, Independent Türkçe’de kaleme aldığı yazısında ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimi ahlaki ve vicdani açıdan değerlendirdi.
Çelik, yaşananları klasik bir savaş olarak tanımlamanın mümkün olmadığını belirterek,
“Bu bir savaş değil. Çünkü savaşın da bir hukuku vardır. Bugün yaşananlar devlet korsanlığı ve devlet terörüdür” ifadelerini kullandı.
“Güçlünün hukuku dayattığı bir dönem”
Günümüz dünyasında güçlü devletlerin kendilerini haklı görerek zayıf ülkeleri ezdiğini belirten Çelik, bu sürecin en pervasız örneklerinden birinin yaşandığını vurguladı.
ABD’nin geçmişte Irak’ı “kimyasal silah” iddiasıyla işgal ettiğini hatırlatan Çelik, bu iddiaların daha sonra asılsız çıktığını ifade etti.
1 Mart tezkeresini hatırlattı
Çelik, 2003 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oylanan 1 Mart Tezkeresi’ne neden “ret” oyu verdiğini de açıkladı.
O dönem Kültür Bakanı olduğunu hatırlatan Çelik,
bu kararı “aklına, imanına ve vicdanına ters olduğu” için aldığını belirtti ve TBMM’nin bu kararla “tarihindeki en şerefli duruşlardan birini sergilediğini” söyledi.
“İsrail adına bölge dizayn ediliyor”
Çelik’e göre bölgede uzun süredir İsrail merkezli bir jeopolitik düzen kuruluyor.
Irak’tan sonra Mısır, Suriye, Lübnan ve Yemen’de yaşanan gelişmelere dikkat çeken Çelik, İsrail’in askeri üstünlüğünü genişlettiğini ve bölgeyi kendi güvenliği doğrultusunda yeniden şekillendirdiğini ifade etti.
“İran eleştirilebilir ama saldırı meşru değil”
İran’ın yönetim biçimi ve politikalarının eleştirilebileceğini belirten Çelik, bunun ABD ve İsrail’in saldırılarını haklı kılmayacağını vurguladı.
Çelik, İran’a yönelik saldırıların gerekçesi olarak sunulan “nükleer silah” iddialarının da inandırıcı olmadığını savundu.
Dikkat çeken çıkış: “Türkiye’nin de nükleer silahı olmalı”
Yazının en çarpıcı bölümlerinden birinde Çelik, küresel güç dengelerine dikkat çekerek şu görüşü dile getirdi:
“Evet, olmalı. Amerika’nın, Rusya’nın, Çin’in, Hindistan’ın, İngiltere’nin, Fransa’nın, Pakistan’ın ve Kuzey Kore’nin nükleer silahlara sahip olduğu bir dünyada, elbette İran’ın da nükleer silahı olmalıdır. Aslında keşke dünyada hiçbir ülkenin elinde nükleer silah bulunmasa. Ancak bazı ülkelerin elinde bu silahlar varken, diğerlerine “Neden nükleer silaha sahip oluyorsunuz?” diyemezsiniz. Dünyada birçok ülkenin nükleer silahı varken İran’ın da olmalıdır. Bana kalırsa Türkiye’nin de mutlaka nükleer silahı olmalı.”
“ABD’nin olduğu yerde huzur yok”
ABD’nin müdahil olduğu ülkelerde istikrarın sağlanamadığını belirten Çelik,
Amerika’nın bulunduğu coğrafyalarda genellikle kan, gözyaşı ve yıkımın kaldığını ifade etti.
“Mazlumdan yana olmak gerekir”
Çelik, yazısında ahlaki duruşa da vurgu yaparak,
uluslararası ilişkilerde haksız güçlüden değil, haklı güçsüzden yana olunması gerektiğini belirtti.
“İnsani ve İslami prensipler mazlumdan yana olmayı gerektirir” diyen Çelik, İran halkına yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu ifade etti.
ABD ve İsrail’e sert sözler
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu’ya yönelik de oldukça sert ifadeler kullanan Çelik, mevcut durumu “kontrolsüz gücün insanlık için felakete dönüşmesi” olarak değerlendirdi.
“ABD üsleri gözden geçirilmeli”
Çelik, Türkiye açısından da önemli bir öneride bulunarak,
ülkedeki ABD üslerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
