
15–24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı Kasım ayında yüzde 15,4 ile yüksek seyrini sürdürdü. Geniş tanımlı işsizlik göstergeleri ise gençlerde umutsuzluğun arttığına işaret ediyor.
Türkiye’de genç işsizliği sorunu, son verilerle birlikte yeniden gündemin üst sıralarına çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı Kasım ayı işgücü istatistiklerine göre, 15–24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre değişmeyerek yüzde 15,4 olarak gerçekleşti.
Cinsiyete göre bakıldığında tablo daha da çarpıcı hale geliyor. Aynı yaş grubunda genç erkeklerde işsizlik oranı yüzde 10,6 olarak hesaplanırken, genç kadınlarda işsizlik oranı yüzde 24,4 seviyesine çıktı. Bu fark, genç kadınların işgücü piyasasında yapısal engellerle karşı karşıya olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Sadece dar tanımlı işsizlik oranları değil, geniş tanımlı işsizlik göstergeleri de işgücü piyasasındaki kırılganlığı gözler önüne seriyor. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı, 2025 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre 0,6 puan azalarak yüzde 29,1 oldu. Orandaki sınırlı düşüşe rağmen, her üç kişiden birine yaklaşan bu seviye, istihdam piyasasında ciddi bir atıl kapasite olduğunu gösteriyor.
Alt kırılımlar incelendiğinde;
Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,7,
İşsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı ise yüzde 20,2 olarak tahmin edildi.
Bu veriler, çalışmak istediği halde yeterli süre çalışamayanları, iş aramaktan vazgeçmiş ancak çalışmaya hazır olanları ve işsizleri birlikte ele aldığında, resmi işsizlik oranının ötesinde çok daha geniş bir soruna işaret ediyor.
Uzmanlar, genç işsizliğinin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir risk alanı oluşturduğunu vurguluyor. Eğitim ile istihdam arasındaki uyumsuzluk, deneyim beklentisi, güvencesiz çalışma biçimleri ve özellikle genç kadınların işgücüne katılımındaki yapısal sorunlar, bu tablonun temel nedenleri arasında gösteriliyor.
Sonuç olarak, genç işsizlik oranı Kasım ayında değişmese de, geniş tanımlı göstergeler milyonlarca gencin ya işsiz ya da işgücü piyasasının dışında kaldığını ortaya koyuyor. Bu durum, gençlere yönelik istihdam politikalarının nicelikten çok nitelik, süreklilik ve kapsayıcılık temelinde yeniden ele alınması gerektiğini gösteriyor.
