FİLOZOF VE ALİM FARABİ | Maksat İstihdamMaksat İstihdam

29 Kasım 2020 - 07:28
Ahmet Sandal

Kamu yönetimi Uzmanı ve Etik Eğiticisi Ahmet Sandal, Maksat İstihdam'daki köşesinde sizlerle. Ahmet Sandal Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunudur. Todai'de master yaptı. Şu an idarecilik görevini yerine getirmektedir.

Ahmet Sandal

FİLOZOF VE ALİM FARABİ’NİN AHLAK VE DEVLET VE ÜZERİNE GÖRÜŞLERİ -2

FİLOZOF VE ALİM FARABİ’NİN AHLAK VE DEVLET VE ÜZERİNE GÖRÜŞLERİ -2
Son Güncelleme :

18 Kasım 2020 - 11:56

152 görüntülenme

Farabi kainattaki varlıklar arasında bir hiyerarşi olduğuna, bununla toplumdaki yapı ve işleyiş arasındaki bir ilişki bulunduğuna inanır. O, Allah’ın yarattığı ve düzenlediği kainattaki düzene benzer toplumda da siyaset aracılığıyla ideal bir toplum tesis etmeye çalışmıştır. Toplum ve kainat, insan benzeri doğal bir varlıktır. Farabi bu toplum hayalini tesis etmek için ilkin kainattaki varlıkları en tam, en eksik ve ikisi arasında olanlar diye üç guruba ayırır. Bunlar mutlak yöneten, mutlak yönetilen, hem yöneten hem de yönetilendir. Farabi için böylece kainatın yapısını, özünü araştırmak, aynı zamanda toplumun özünü araştırmak anlamına gelmektedir. Farabi’ye göre, insan bütün başarılarını düşünme kabiliyeti ile elde eder. Doğru ile yanlış, iyi ile kötü, yararlı ile zararlı, güzel ile çirkin kısaca bilgi, ahlâk, estetik, sanat ve teknik, ancak bu kabiliyet ile mümkün olmaktadır. (Mirpenç AKŞİT, Dr. Öğr. Üyesi, Iğdır Üniversitesi, http://www.ekevakademi.org/Makaleler/1548811728_15%20Mirpenc%20AKSIT.pdf)

Farabi, aynen Hocası ve kendisine Muallim olarak gördüğü Yunanlı Filozof Platon gibi hareket ederek tabi ortamdaki, kainattaki nizamı örnek alarak, oradan esinlenerek ahlak ve siyaset felsefesi geliştirerek bir Devlet modeli sunar.

Esasında Platon’un İslam Dünyası ve İslam Bilginleri üzerinde etkisi olmuştur. Platon’u o kadar kendimizden saydık ki, Eflatun ismini vererek özel ve farklı bir konuma yerleştirdik. İslam Dünyası içinde Platon’u en büyük değer veren Alimlerin başında Farabi gelir.

Farabi kendisine muallim ve rehber olarak Platon’u seçmiştir. Farabi’nin “Medine’tül Fazıla” adlı kitabındaki görüş ve düşünceler Platon’un “Devlet” adlı kitabındaki görüşlerin bir yansıması ve bir şerhi gibidir. Hatta isimleri dahi aynıdır. Platon kitabına “İdeal Devlet” diye bir isim belirlemişken, Farabi kitabının ismini Medine’tül Fazıla’dır. Medine’tül Fazıla demek Erdemli Devlet, Erdemli Şehir demektir.

Farabi Devleti zorunlu olarak mevcut olması gereken bir yapı ve huzurun sağlanmasına hizmet eden bir araç olarak görür. Farabi’ye göre, insanları bir Devlet inşa etmeye sevk eden üç temel sebep vardır:1- Ontolojik Teoriye Dayalı Sebep: İnsan zorunlu ihtiyaçlarını temin edebilmek birbirleriyle işbirliği yapmak zorundadır. 2-Biyo-Organik Teoriye Dayalı Sebep: Kainattaki her bir varlığın doğası gereği bir görevi ve hiyerarşisi vardır. Bu görevlerin gerçekleştirilebilmesi için diğer varlıklarla ilişkide bulunmak zorunludur. Dolayısıyla topluluk halinde yaşama, Dünyanın zorunlu kıldığı bir olgudur. Farabi Devletin çalışma tarzını sadece biyolojimizin değil aynı zamanda psikolojimizin çalışma tarzına da benzetir. Vücutta bu şuur, yalnız bir merkezde iken, Devlette bu hem reis hem de halk da görülür. 3-Fıtrat Teoriye Dayalı Sebep: İnsan türü, ödev veya teolojik gaye olarak gerçek mutluluğa tek başına ulaşamayacak bir varlıktır. Tek başına insanın varlığını sürdürmesi mümkün olmadığı gibi toplum ve siyasal mekanizma olmaksızın insanın ahlaki özünü, ahlaki cephesinin gereklerini yerine getirmesi mümkün değildir. Bu anlamda “siyasal hayat, ahlaki hayatın gerçekleşmesinin zorunlu şartıdır”. Farabi’ye göre insanın mutluluğa ulaşmasının yolu; aklen, fikren, ahlaken ve fiil bakımından yetkinleşmesidir. İnsan tercihlerini eğer nefsin arzu, öfke ve şehvet güçlerinin egemenliğine havale ederse iradi kötülük tasarrufuna dönüşebilecek bir dizi cahil görüş ve hayat tarzına ulaşacaktır. Bu bakımdan mutluluğun kazanılması maddi değil düşünsel ve ruhsal bir süreci zorunlu kılmaktadır. Farabi’ye göre her erdemli toplumun mutlak anlamda ilk yöneticisi ve kanun koyucusu durumunda bulunan bir kurucusu Reis’i bulunmaktadır. (Mirpenç AKŞİT, Dr. Öğr. Üyesi, Iğdır Üniversitesi, http://www.ekevakademi.org/Makaleler/1548811728_15%20Mirpenc%20AKSIT.pdf)

Bir Toplumu, bir Devleti yöneten Reis, hem Peygamber ve hem de Filozof özelliklerine sahip olmalıdır. Farabi’ye bir Devlet Reisinde şu 13 özellik mevcut olmalıdır.

1) Bünyesi sağlam, 2) Anlayışı kuvvetli, 3) Hafızası güçlü, 4) Kıvrak zekalı, 5) Belagati iyi, 6) İlmi seven, 7) Nefsine düşkün olmayan, 8) Doğru ve dürüst, 9) Malın mülkün değil, yüceliğin peşinde koşan, 10) Adaletli, 11) İyilere karşı ılımlı, kötülere karşı sert bir mizaçlı, 12) Cesur, 13) Ve en önemlisi de bilge.

Farabi bu 13 özelliğin yanında Devlet Reis’ine başka ve çok önemli bir kabiliyet ve çok üstün bir nitelik daha yüklüyor. Farabi’nin gözünde bir Devlet Reisi Allah’ı yeryüzünde taklit etmelidir. Çok ilginç bir söylem ve çok ilginç bir düşünce bu. Farabi’nin düşüncesine göre Allah’ı taklit etmek yöneticinin erdemli siyasal düzeni tesis ederek, kendisiyle birlikte, mutsuz çoğunluğu hakiki mutluluğa taşıması anlamına gelmektedir . Esasında yalnızca Devlet Reisleri değil, her insan hayatında mutluluk ve huzur istiyorsa Allah’ı taklit etmelidir.  Farabi, insanın kendi doğal varoluşunun maksadı olan mükemmellik ve mutluluğu erdemli toplum, Allah’ın  taklidi ve dolayısıyla İlahî Nizamın taklidi ile mümkün görmüştür.

Allah’ın taklidi derken elbette maksadımız, cismen ve kudret yönünden bir taklit değildir. Allah (cc) eşsiz kudret ve sonsuz kuvvete sahiptir. Allah’ın zatını biz tefekkür etmemeliyiz. Çünkü ona ne aklımız, ne de fikrimiz yeter. Biz Allah’ın zatını da, kudret ve kuvvetini de taklit edemeyiz. Ancak, Allah’ın ilahi nizamını ve dengeli bir şekilde tesis ettiği Kainatı taklit ederek bir örnekleme ile benzer sonuçlar çıkarıp oradan güzel bir Devlet ve Toplum sistemi tesis edebiliriz. Örneğin, “Allah adildir ben de adil olmalıyım. Allah affedicidir, ben de affedici olmalıyım. Allah merhamet sahibidir, ben de merhametli olmalıyım” diye düşünce geliştirerek Allah’ı taklit edebiliriz. İşte benim kasdım budur. Farabi’nin de elbette maksadı aynıdır.

Farabi’ye göre Devlet Reisi olacak siyasi otoritenin tesadüfen yahut sadece iradi olarak değil, öncelikle tabiatı gereği önder olması gerekmektedir. Filozofun insan tabiatı anlayışına göre her insan, gerekli teorik ve pratik irşadı almak suretiyle erdemli yönetici olamaz. Öncelikle bunun için müsait zemin olmalıdır. Ancak bundan sonra iradi hazırlığını yapıp gerekli donanımı elde ettikten sonra yani teorik ve pratik yetkinliğe kavuştuğunda toplumu irşad görevini elde edebilir. Bu nedenle en üstün tabiatlı olan, en yüce kabiliyetlere sahip kişi erdemli yöneticidir Farabi’ye göre mükemmel bir başkanda hem nazari aklın hem de hayal gücünün mükemmel olması gerekir. Bu yüzden Farabi, siyaset felsefesinin ve Devletin en üst noktasında başkan, Peygamber ve Filozofu birleştirir. Farabi, saadetin elde edilebilmesi için filozofluğu ve Devlet başkanlığını tek bir insanda toplar. Ona göre filozof, en yüksek yönetici, hükümdar, kanun koyucu ve imam terimleri aynı anlama gelmektedir. Ona göre, yönetici ve başkanlık için melik, reis hükümdar vb. hangi kavram kullanılırsa kullanılsın özel bir yetenek gerektiren siyaset, bu mesleğin eylemlerinin toplamına atıfta bulunmaktadır. Bu şekilde ilahi olan şey siyaset kanalıyla da elde edilebilir. (Mirpenç AKŞİT, Dr. Öğr. Üyesi, Iğdır Üniversitesi, http://www.ekevakademi.org/Makaleler/1548811728_15%20Mirpenc%20AKSIT.pdf)

Filozof ve Alimlerin Ahlak ve Devlet üzerine görüş ve düşüncelerine kendi şerhimiz ve kendi düşüncemiz ile devam edeceğiz, inşallah. Haydi hayırlısı.

Ahmet SANDAL