DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
Namık Kemal YıldızTÜM YAZILARI

EYLEMCİ PROFİLLERİ

Yayınlanma Tarihi :
EYLEMCİ PROFİLLERİ

İstanbul büyük şehir belediye başkanı, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun yolsuzluk ve terörle suçlanması, gözaltına alınması ve tutuklu yargılanması sürecinde, CHP’nin, muhalefetin, üniversite gençliğinin, iktidarın uygulamalarından canı yanmış halkın, yüksek puan aldığı halde mülakatta elenmiş üniversiteli işsizlerin İmamoğlu etrafında, sokak gösterileriyle yarattığı atmosfer, iktidara çeşitli siyasi mesajlar vermiştir.

İktidarın ve cumhur ittifakının kurt politikacıları, olayları analiz eder, yorumlar, alacağı mesajı alır,  kendine yeni strateji belirler. Bu onların konusu…

Benim üzerinde durmak istediğim konu daha başka.

Anayasal hak engellenemez..

Anayasa'nın “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” başlıklı 34. maddesine göre “Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”. Dolayısıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak için yetkili makamlardan izin almak gerekmez.

Önceden izin almaksızın gösteri yapma Anayasal bir haktır ve kimse tarafından engellenemez.

Yolsuzluk varsa, kamu malına zarar verme varsa, Türk ekonomisine zarar verme girişimi varsa, halkın ekmeğine el uzatanlar varsa, hukuk çerçevesinde hesabını versin. Hırsızı, arsızı koruyacak değiliz elbette…

Sokak eylemcilerine dikkat…

Sokak eylemlerini düzenleyen parti veya Sivil Toplum Kuruluşları, sokak eylemleri sürecinde dikkatli olması gerekir. Dikkat edilmezse demokratik hak kullanım eylemi amacından uzaklaşır. Haklı iken haksız durma düşme durumu olabilir.

Devletin ilgili birimde görev yapan sivil elemanlar, tüm toplumsal olayları, sokak eylemlerini izler, görsel, işitsel, hem görsel işitsel materyallerle kayıt altına alırlar. Çoğu kez eyleme katılanların sicili bu görüntü ve kayıtlar yüzünden bozulur. Kamu malına zarar vermeden tutun da öğrenim özgürlüğünü engellemeye varıncaya kadar tüm suçlar belgelenir.

Zamanı geldiğinde, kamuda işe girmede, mülakatta sürecinde veya kamuda kritik göreve atanma anında, tüm belgeler, raporlar atama makamının önüne dosya halinde çıkartılır.

 

Eylemci  Profilleri…

  1. Birinci grup eylemciler:

Demokratik hakkını kullanan eylemciler, her hangi bir fikri, kişiyi desteklemek veya herhangi bir olayı protesto etmek için biraya gelen eylemcilerdir. Bunlar masumdur. Hak arayıcısıdırlar. Eylemini yasal çerçevede yapar ve dağılırlar.

Bireyleri sokak eylemine davet eden parti veya kuruluşlar, eyleme katılan, vurma, kırma, yıkma, dökme gibi kanunsuz eylemlere katılmadığı halde sırf gösteri alanında bulunduğu için yakalanan gençleri karakolda ve mahkemede yalnız bırakmamalıdır.

  1. İkinci grup eylemciler tehlikelidir.

Yabancı gizli servis elemanları, kullandıkları radikal terör örgüt mensuplarını, aşırı sol örgütleri, radikal dinci grupları, sokak eylemcilerin içine sokarlar. Ajan provatörler, sokak eylemini amacından saptırıp, eylemcileri kendi gizli gündemi doğrultusunda yönlendirirler.

Yabancı gizli servis personeli kendileri işin içine girmezler, ellerini yakmazlar, maşa olarak radikal terör unsurlarını kullanırlar. Yapmazlar, yaptırırlar. Bu tür eylemciler genelde kimliklerini gizlemek için yüzlerini kaparlar. Seçtikleri provatörler ajanların içlerinde ruh hastası, kötü karakterli, yakan, yıkan, döken vandallık edenler bulunur.

Eylemcileri, kamu güvenliğini sağlamaya çalışan emniyet güçleriyle çatışmaları için tahrik ederler. Genelde de çatıştırırlar. Polisle çatışan bireyler daha sonra kötü bir militan olarak tekrar sahnede yerini alır.

  1. Üçüncü grup eylemciler biraz karışıktır.

Devlet koridorlarında görünen kişiler, bazen ikinci grupla birlikte çalışırlar. En belirgin örneği, 6-7 Eylül 1955 olaylarında görüldü.

Türkiye, NATO'ya yeni üye olmuştu (1952) ve Amerika (ABD), Türkiye'yi Sovyetler Birliği'ne karşı bir "tampon bölge" olarak görüyordu. Gladio, NATO'nun Avrupa'da komünizme karşı oluşturduğu bir "stay-behind" (geride kalan direniş) ağıydı. Türkiye'de Seferberlik Tetkik Kurulu (STK) adıyla, bir Gladio yapılanması kurulmuştu.

 

İstanbul’da  6/7 Eylül olayları

İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında Kıbrıs sorununu çözmek amacıyla İngiltere’de Londra Konferansı (29 Ağustos - 7 Eylül 1955) düzenlenmişti. Yunanistan, Kıbrıs'ın self-determinasyon (ENOSİS - Yunanistan'la birleşme) hakkını savunurken, Türkiye adanın statüsünün korunmasını ve Türk toplumunun haklarının güvence altına alınmasını istiyordu. İngiltere ise stratejik çıkarları nedeniyle Kıbrıs'ı elden çıkarmak istemiyordu. Konferans Yunanistan’ın olumsuz tutumu yüzünden tıkandığı noktada birden İstanbul’da 6-7 Eylül 1955 olayları patlak verdi.

6 Eylül 1955 günü, İstanbul’da öğleden sonra yapılan bir radyo yayınıyla, hem de hükümet yanlısı İstanbul Ekspres adlı gazetenin attığı manşetle, Atatürk’ün Selanik’teki evinde bir bomba patlamasıyla ilgili asılsız bir haber kamuoyunun gündemine düştü.

Bu haber üzerinde NATO/Gladyosu, CIA/özel görevlilerin halkı kışkırtmaları sonucu Beyoğlu’ndaki Rumların iş yerlerine saldırı düzenlendi. Seferberlik Tetkik Kurulu görevlilerinin tahrikleriyle başlayan olaylar ilk günden sonra kontrolden çıktı. Rumların yanında bölgedeki Yahudi ve Türk iş yerleri de yakıldı ve yağmalandı. Bunun sonucu olarak İstanbul’daki Rumların büyük bir çoğunluğu Türkiye’den Yunanistan’a göç etmek zorunda kaldı.

 

6-7 Eylül olaylarının arka planı ortaya çıktı

Yunanistan’da Türkiye bursu ile üniversitede öğrenim gören, o sırada 21 yaşında olan Oktay ENGİN isminde Batı Trakyalı bir genç vardır. 6-7 Eylül Olayları'nın başlamasına neden olan Atatürk'ün evine bomba atılması olayı ile ilgili olarak hakkında Selanik'te soruşturma yürütüldü. Türk Konsolosluğunda kavas (hizmetli) olarak görev yapan Hasan Uçar ile beraber Yunan makamlarınca tutuklandı. Dokuz ay sonra serbest bırakıldı. Üç ay sonra da Türkiye'ye kaçtı. Davanın sonunda azmettirici olarak 3 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Yunanistan yargı makamları cezasını çekmesi için Oktay Engin'i istedi. Fakat Türkiye vermedi. ENGİN, öğrenimine, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ikinci sınıftan devam etti.

6-7 Eylül olaylarının yaşandığı tarihlerde Seferberlik Tetkik Kurulu’nda görevli olan Emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, yıllar sonra gazeteci Fatih Güllapoğlu’na verdiği röportajda; “6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi” şeklinde ifadesiyle itirafta bulunmuştur.

 

Ve ödül gibi görevlendirme

Gladyo/Seferberlik Tetkik Kurulu yönlendirmesiyle Atatürk’ün Selanik’teki evine saldırı düzenlemekten ceza alan eski mahkum Oktay ENGİN, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitince, kaymakamlık sınavını kazandı. Önce Çankaya kaymakamlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü Siyasi İşler Müdürlüğü ve sonra Nevşehir Valiliği görevine getirildi. Ödül gibi görevlerdirme değil mi?

 

 

 

Dikkatimizden kaçırılan olay..

Türkiye, İMAMOĞLU soruşturmalarıyla, iktidarın ve muhalefetin başlattığı firma boykotlarıyla meşgul iken, Suriye’de Cumhurbaşkanı ŞARA tarafından yeni bakanlar kurulu ilan edildi. Suriye’deki Bakanlar arasında bir tane Türk-Türkmen yok.

Küresel oyun kurucuları, Türkiye’nin gündemine sokak eylemlerini ve boykot haberleri getirerek Suriye’deki gelişmeleri perdeleme peşinde olabilirler mi?

Gençlere tavsiyem sokak eylemlerinde yanındakinin kim olduğuna dikkat et.

Türk milletinin toplumsal barışa, sükûnete, kardeşliğe, birlik ve beraberliğe ihtiyacı var. Toplumsal gerginlik ve ötekileştirme ülkemize zarar verir.

Bu gergin günler de biter. Bil ki, vur diyen düşmanın, dur diyen dostundur.

 

Namık Kemal YILDIZ