
Bugün seçim olsa kime oy verirdiniz
son anketler, partilerin oy oranlarında durağanlık ve seçmen davranışında hareketlilik gösteriyor.
Türkiye’de seçim tartışmaları yeniden ısınırken, “bugün seçim olsa kime oy verirdiniz” sorusuna verilen yanıtlar da yakından izleniyor.
Son dönemde yapılan ORC, SONAR ve Optimar araştırmaları, büyük partilerin oy oranlarında sınırlı değişim yaşandığını gösteriyor.
Öte yandan, seçmen tercihlerinde ise dikkat çekici bir dolaşım olduğunu gösteriyor.
Ve tablo şunu söylüyor:
Türkiye siyaseti iki büyük eksen etrafında dönüyor, geri kalan partiler ise oy hareketliliğinin adresi haline gelmiş durumda.
Büyük patlama yapabilecek potansiyelleri de var.
Sandığa gömülecekler de
Önce büyük resim.
AK Parti yaklaşık yüzde 30–32 bandında seyrediyor. Bu, hâlâ güçlü bir taban demek. Ama aynı zamanda bir sınır demek. AK Parti seçmeni yerinde duruyor; ne topluca kaçıyor ne de yeni bir dalga oluşturuyor.
Eskiden “gidecek yer yoktu”, bugün gidecek yer var ama karar yok.
CHP cephesinde de benzer bir tablo var. Yüzde 30–33 bandı artık kalıcı. CHP artık ittifak partisi değil, tek başına ana aktör.
Bir çok ankette ilk sırada.
Ama burada da bir gerçek var: Tavan aynı yerde duruyor. CHP seçmeni konsolide ama genişlemiyor.
Yani iki büyük parti var, ikisi de güçlü ama ikisi de birbirini geçemiyor.
Gelelim MHP’ye.
Anketlerin ortak dili net: MHP oy kaybediyor.
Bu dramatik bir düşüş değil; sessiz ve düzenli bir gerileme. Milliyetçi seçmenin bir kısmı başka adreslere bakıyor, bir kısmı da sandıkla arasına mesafe koymuş durumda.
MHP artık siyasetin yönünü belirleyen değil, kendi alanını korumaya çalışan bir parti görünümünde.
DEM Parti ise kendi seçmen havzasında görece stabil. Büyük sıçrama yok ama büyük kayıp da yok. Bu durum DEM Parti’yi sabit ama etkili bir aktör olarak tutuyor.
Şimdi İYİ Parti’ye ayrı bir parantez açalım.
İYİ Parti yaklaşık yüzde 6 civarında bir oyda sıkışmış durumda. Ne sert düşüyor ne toparlanıyor. Bu, siyasette en zor pozisyondur. Çünkü seçmen kararsız değil ama beklemede.
İYİ Parti'nin çözüm süreci görüşmelerinde koymuş olduğu net tavırla, milliyetçi kesimin takdirini kazandığı görülüyor.
Merkez sağ seçmenin uğrak noktası olmaya en güçlü aday
Lakin,
İYİ Parti için asıl sorun oy kaybı değil; oyunu hareketlendirememek.
Geriye kalan partilere bakalım.
Zafer Partisi yüzde 3,5–4 bandında istikrarlı bir çekirdek oluşturmuş görünüyor. Baraj tartışmaları bir yana, bu oy kalıcı bir siyasi tavra işaret ediyor.
Yeniden Refah Partisi ise özellikle ekonomik sıkışma dönemlerinde muhafazakâr seçmen için bir alternatif olarak öne çıkıyor. Oyları dalgalı ama canlı.
Anahtar Parti gibi yeni oluşumlar ise seçimin sürprizi olup dengeleri değiştirecek gibi duruyor.
Anahtar parti seçimlerde seçimin anahtarı olacak gibi duruyor.
Her iki ittifaka da yakın duran bu parti seçim döneminde çok kıymetlenecek.
Bu partiler henüz belirleyici değil ama oy geçişlerinin durakları haline geliyor.
Bütün bu tablo bize ne anlatıyor?
Türkiye’de seçmen artık “ya o ya bu” demiyor.
Seçmen, oyunu dolaşıma sokuyor.
Eskiden ittifaklar konuşulurdu.
Bugün ittifak yok ama oy akışı var.
Sandık günü geldiğinde büyük partiler yine başrolde olacak.
Ama sonucu etkileyen şey, büyüklerin gücü kadar seçmenin yer değiştirme eğilimi olacak.
Kısacası mesele şu:
Türkiye’de siyaset artık sabit adresler üzerinden değil, hareket halindeki oylar üzerinden okunuyor.
Ve bu hareketlilik bitmiş değil.
Asıl sürprizler, sandığa yaklaştıkça ortaya çıkacak.
Bu yazı, son kamuoyu araştırmaları ve güncel anket verileri dikkate alınarak hazırlanmıştır.
