
"Coğrafya kaderdir."
Son yıllarda en çok tekrarlanan sözlerden biri bu.
Bir başarısızlık mı var?
Coğrafya kaderdir...
Ekonomi kötü mü gidiyor?
Coğrafya kaderdir...
Kalkınamıyor muyuz?
Coğrafya kaderdir...
Sanki önümüzde aşılmaz bir duvar varmış gibi...
Sanki harita çizilmiş, alın yazımız da onun üzerine kazınmış gibi...
Ben bu görüşe katılmıyorum.
Coğrafya önemlidir.
Ama kader değildir.
Coğrafya şartları belirler; kaderi ise insanların veya toplumların cuzi iradesi ile yaptıkları belirler.
Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.
Dünyanın en çarpıcı örneği Kore'dir.
Bir tarafta Güney Kore...
Diğer tarafta Kuzey Kore...
Aynı yarımada.
Aynı iklim.
Aynı tarih.
Aynı kültür.
Aynı insanlar...
Fakat bugün biri dünyanın teknoloji devlerinden biri, diğeri ise dünyanın en yoksul ve kapalı ülkelerinden biri.
Demek ki mesele dağlar, ovalar ve nehirler değil.
Mesele insanın kurduğu sistemdir.
Bir başka örnek Japonya...
Petrolü yok.
Doğalgazı yok.
Depremlerle yaşayan bir ülke.
Topraklarının büyük kısmı dağlık.
Eğer coğrafya kader olsaydı Japonya'nın bugün dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri olmaması gerekirdi.
Ama oldu.
Çünkü bilgiye yatırım yaptı.
Eğitime yatırım yaptı.
Disipline yatırım yaptı.
Singapur'a bakalım.
Küçücük bir ada.
Neredeyse hiçbir doğal kaynağı yok.
Fakat bugün dünyanın finans ve lojistik merkezlerinden biri.
Demek ki zenginlik sadece toprağın altında değil, insanın kafasının içindedir.
Peki bu tartışma yeni mi?
Hayır.
Asırlar önce büyük İslam düşünürü İbni Haldun bu meseleyi tartışıyordu.
İbni Haldun iklimin ve çevrenin insanlar üzerinde etkisi olduğunu söyler.
Çölde yaşayanların daha dayanıklı, daha mücadeleci olabileceğini anlatır.
Fakat devletlerin yükselişini yalnızca iklimle açıklamaz.
"Asabiyet" dediği toplumsal dayanışmayı, yönetimi ve ahlakı da işin merkezine koyar.
Yani İbn Haldun'un söylediği aslında şudur:
Coğrafya etkiler ama tek başına belirlemez.
Daha sonra Fransız düşünür Montesquieu ortaya çıktı.
O da iklimlerin toplumların karakteri üzerinde etkili olduğunu savundu.
Soğuk iklimlerde yaşayanların daha disiplinli, sıcak bölgelerde yaşayanların daha rahat olabileceğini söyledi.
Fakat bugün Singapur, Dubai ve Katar gibi örnekler bize gösteriyor ki sıcaklık termometrede ölçülür; çalışkanlık ise insanın zihninde.
- yüzyılın sonlarında Jared Diamond farklı bir tez ortaya koydu.
Ünlü eseri olan Guns, Germs, and Steel adlı kitabında bazı coğrafyaların tarıma, hayvancılığa ve medeniyet kurmaya daha elverişli olduğunu anlattı.
Ona göre coğrafya, medeniyet yarışında başlangıç avantajı sağlıyordu.
Bu görüşün önemli tarafları vardır.
Ancak eksik bıraktığı bir nokta da vardır:
Başlangıç avantajı, sonsuz üstünlük anlamına gelmez.
İşte tam burada iki önemli isim devreye giriyor:
Daron Acemoğlu ve James A. Robinson.
Bu iki bilim insanı "Neden Bazı Ülkeler Zengin, Bazıları Fakir?" sorusuna farklı bir cevap verdi.
Dediler ki:
Asıl mesele coğrafya değil, kurumlardır.
Hukuktur.
Adalettir.
Eğitimdir.
Mülkiyet hakkıdır.
Devletin vatandaşına fırsat verip vermemesidir.
Onlara göre aynı coğrafyada biri zengin, biri fakir olabiliyorsa sebebi dağlar değil, kurumlardır.
Aslında Türkiye'nin hikâyesi de budur.
Anadolu, tarihin en büyük medeniyetlerine ev sahipliği yaptı.
Hititler burada doğdu.
Roma burada hüküm sürdü.
Selçuklu burada yükseldi.
Osmanlı burada cihan devleti oldu.
Toprak aynı toprak.
Dağlar aynı dağlar.
Ovalar aynı ovalar.
Demek ki başarıyı getiren yalnızca coğrafya değil.
İnsanın ortaya koyduğu medeniyet tasavvurudur.
Evet...
Coğrafya önemlidir.
Denizlere yakın olmak avantajdır.
Enerji yolları üzerinde bulunmak avantajdır.
Verimli topraklara sahip olmak avantajdır.
Ama bunların hiçbiri tek başına zenginlik garantisi değildir.
Venezuela'nın petrolü vardır ama refahı yoktur.
Japonya'nın petrolü yoktur ama refahı vardır.
Birinde kaynak vardır.
Diğerinde kurum vardır.
Ve çoğu zaman kazanan kurumlar olur.
Bu nedenle ben "Coğrafya kaderdir" sözünü eksik buluyorum.
Daha doğru ifade şudur:
Coğrafya bir imtihandır.
Kimileri o imtihanı kaybeder.
Kimileri ise çöllerden medeniyet, kayalıklardan refah, imkânsızlıklardan başarı üretir.
Kader haritada değil...
Kader, insanın iradesi ile aklının buluştuğu noktadadır.
Ve milletlerin gerçek kaderi, coğrafyalarından çok kurdukları kurumlarda sistemlerde gizlidir.
✍️ Erdoğan Serdengeçti
