
Türk Siyaseti'nin simge isimlerinden biri olan, Milliyetçi kesimin 'Başbuğ' olarak adlandırdığı Alparslan Türkeş, vefatının 24. senesinde başta kurucusu olduğu Milliyetçi Hareket Partisi olmak üzere bir çok kesim tarafından saygı ve rahmetle anılıyor.
Siyasi tarihimizin önemli bir figürü olan Alparslan Türkeş, Türkiye Cumhuriyeti'nin milliyetçilik tarihinde simge isimlerden biri. Eski asker olan Türkeş, 1960 darbesinden sonra bir süre ülke dışında yer alıp, döndükten sonra siyasete hızlı bir giriş yapmış ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne katılmış, ardından ülke siyasetindeki milliyetçi cephenin sistemleştirilmesinin temellerini atmıştır.
ALPARSLAN TÜRKEŞ KİMDİR?
25 Kasım 1917'de, şu an Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti toprağı olan Lefkoşa'da dünyaya gelen Alparslan Türkeş, 1933 yılına kadar Lefkoşa'da yaşamını sürdürmüştür. 1933 yılında Kuleli Askeri Lisesi'ne giden Türkeş, bu esnada Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı oldu. 939'da piyade asteğmeni olarak Atış Okulu'na giren Türkeş, Teğmen rütbesi ile mezun oldu.
1940 yılında Muzaffer Hanım ile evlenen Türkeş, Isparta'da bir yıl kaldıktan sonra Gelibolu'ya tayin oldu. Sonrasında bir kaç yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgesi'ndeki bazı illerde görev aldı.
1944 yılında Milliyetçi görüşlere ilgi duymaya başlayan Türkeş, bu noktada Nihal Atsız ile başlayan Irkçılık-Turancılık Davası sürecinde Turancı görüşte yer almıştır. Nihal Atsız ile mektuplaşmaya başlayan Türkeş bu nedenle askeriyeden de ceza alıp, 9 aylığına cezaevine gönderildi.
Cezaevi sonrası bir süre Amerika Birleşik Devletieri'ne giden Türkeş, buradaki askeri okullarda eğitim aldıktan sonra Türkiye'ye döndü. Harp Akademisi sınavını kazanan Türkeş, ABD'nin başkenti Washington, DC'de bulunan NATO Daimi Komitesi'nde bulunan Türk genelkurmayı temsil heyetinde görev yaptı ve 1958 yılına kadar ABD'de kaldı.
1958 yılında yeniden Türkiye'ye dönen Türkeş, Elazığ'da Albay oldu. 2 yıl içerisinde ise Ankara'ya atandı. Burada Talat Aydemir ile tanışan Türkeş, 1960 yılında Adnan Menderes yönetimine karşı tertip edilen 27 Mayıs Darbesi'nde yer almış ve darbe bildirisini radyolardan okuyan isim olmuştur.
Darbe sonrası kurulan Milli Birlik Komitesi içinde yer alan Türkeş, darbe sonrasındaki süreçte diğer üyeler ve darbeyi gerçekleştirenlerle anlaşamamıştır. Bu nedenle Türkeş, Hindistan'a sürgün edilmiştir.
1963'te sürgünü biten Türkeş'in siyasi kariyeri bundan sonra başlamıştır. Milliyetçi çevreleri bir araya getirme planı olan Türkeş bu amaçla önce Huzur ve Yükseliş Derneği'ni kurmak istese de, o dönem Talat Aydemir'in ikinci darbe girişimi nedeniyle kuramadı. Fakat bu dernek amacıyla oluşan doktrinin ardından Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne katılarak burada görev almaya başladı.
Uzun süre partide görev alan Türkeş, milliyetçi cephenin kendisini lider görmeye başlaması ile partiye de genel başkan seçildi. Bu esnada bir Cumhurbaşkanlığı seçimine giren Türkeş, meclis tarafından seçilmedi.
1969'da Türkeş tarafından CMKP'nin adı Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirildi. 1975'te Demirel ile birlikte Milliyetçi Cephe'nin kurulmasını sağlayan Türkeş bu dönemde başbakan yardımcılığı yaptı. 12 Eylül 1980 darbesine kadar siyasette kalan Türkeş, darbe ile birlikte tutuklandı ve cezaevine gönderildi. 7 yıl siyasetten uzak kalan Türkeş, siyasi yasağı kalkınca 1987 yılında yeniden MHP'nin başına geçti.
87'de döndüğü siyasi kariyerini 1997 yılına kadar sürdüren Alparslan Türkeş, 1997 yılında Ankara'da kalp krizi nedeniyle yaşama gözlerini yumdu. Türkeş'in mezarı bugün Ankara'nın Bahçelievler semtinde bulunmaktadır.

