DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
Namık Kemal YıldızTÜM YAZILARI

SURİYE’DE SDG’NİN ENTEGRE SÜRECİ

Yayınlanma Tarihi :
SURİYE’DE SDG’NİN ENTEGRE SÜRECİ

MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ’nin terör örgütü PKK lideri Abdullah ÖÇALAN’ın PYD/SDG’nin PKK gibi kendini feshetmesi, silah bırakması yönünde bir açıklama yapması gerekir çağrısına henüz APO’dan bir karşılık gelmemişken BAHÇELİ devamla "Suça karışmamış kim varsa, gelip ailesine kavuşmalıdır." dedi. Henüz karşı taraftan bir karşılık gelmemişken bu defa TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nu adına,

  1. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’den Genel Başkan Yardımcısı: Hüseyin YAYMAN,
  2. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’ den Genel Başkan Yardımcısı: Feti YILDIZ,
  3. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti)’den Grup Başkanvekili: Gülistan Kılıç KOÇYİĞİT,

28 Kasım 2025’tarihinde, 30 bin Türk ve Kürt vatandaşın katili, ömür boyu hapse mahkûm Abdullah ÖCALALAN’ı ziyaret ettiler.

Bu sürecin

  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Amerika ziyaretinde ABD Başkanı TURMP’la yaptığı görüşme sırasında TURMP’ın ekibine dönerek “Türkiye aleyhinde bir şeyi bana getirmeyin. Bana çözüm önerileriyle gelin” demesiyle,
  • Amerika Birleşik Devletleri Merkez Komutanlığı (United States Central Command (CENTCOM) Başkanı  Amiral Brad COOPER’ın, Mazlum ABDİ’ye “Biz ilelebet burada olmayacağız. Şam’la anlaş” diye mesaj göndermesiyle

bağlantılı olduğunu düşünüyorum.

ÖCALAN’ın 27 Şubat’taki çağrısının PKK’nın Suriye kolu SDG’yi kapsayıp kapsamadığı günlerce tartışılmıştı. Vefat eden ve İmralı’ya defalarca heyetle giden Sırrı Süreyye ÖNDER, ÖCALAN’ın çağrısının PKK’nın Suriye kolu PYD/SDG’yi de kapsadığını açıkça ifade etmişti.

Yukarıda adı geçen milletvekillerinin, ÖCALAN ile yaptıkları görüşmelerde neler konuşuldu bilmiyoruz. Kime ne gibi mesajlar verildi bilmiyoruz.

Muhtemeldir ki ÖCALAN’ın hapishaneden çıkmasını sağlayacak umut hakkının verilmesi, ileriki bir zamanda bir siyasi partinin başına geçmesi, ÖCALAN’ın PKK’nın Suriye kolu PYD/SDG’nin kendini fesh etmesi, silahlarını teslim etmesi, Suriye devleti ile imzaladıkları entegrasyon anlaşmasına uymaları yönünde net mesajları vermiş olabilir. SDG/PYD’nin Yeni Suriye’nin bir parçası olmanın önemine değinmiş olabilir.

Türkiye’de 50 kadar PKK’lı teröristin kaldığını söyleniyordu. Türkiye içindeki PKK’lı teröristler, kendini fesh ettiğini göstermediler. Silahlarını Türk askerine, polisine veya diğer sivil devlet görevlilerine teslim etmediler. Bu günkü haberlere göre; PKK, Irak sınırları içindeki birkaç terör kampını boşalttıklarını duyurdular.

Terörsüz Türkiye’yi biz istiyoruz da Türkiye dışındaki PKK’nın üst militanları bunu istemediklerini sosyal medyadaki hesaplarından beyan ediyorlar.

Suriye devlet başkanı Ahmed El-ŞARAA ile SDG komutanı Mazloum ABDİ arasında 10 Mart 2025’tarihinde imzalanan 8 maddelik Entegrasyon Anlaşmasında SDG/PYD, taahhüt ettiği hiçbir maddeyi yerine getirmedi. Anlaşma takvimi 2025 yılı aralık ayına sonunda bitiyor.

SDG, Fedarasyondan, Özerk Bölge oluşturmaktan vazgeçmedi, Suriye Ordusuna ve devletine entegre olmadı. SDG kendi kontrolündeki “sivil ve askerî kurumlar, sınır kapıları, havaalanları, barajlar, tarım kaynakları, petrol ve doğalgaz sahaları da dâhil olmak üzere” altyapı ve stratejik tesislerini Suriye devlet yönetimine devretmedi.

Bu yetmezmiş gibi üstüne PYD/SDG, Türkiye’deki ve Irak'taki PKK'lıların Suriye'ye geçmesi sonrasında onlarla birlikte olup Suriye ordusu ile çatıştılar. Ne kadar ölü ve yaralı var bilinmiyor.

 

 

 

SDG/PYD Suriye devletine entegre olsun istiyoruz. Ama bu nasıl olacak?

SDG/PYD,

  • Kuzey ve Doğu Suriye’deki (Haseke–Kamışlı–Kobani–Menbiç–Rakka’nın belirli bölgeleri) yerel özerk yönetimin devamında ısrar ederse,
  • Tam entegrasyon yerine "özerk bölgesel güç" modelini isterse,
  • Kuzey ve Doğu Suriye Savunma Güçleri” adıyla bölgesel güç olarak kalmak isterse,

·       Suriye Ordusunun komuta kademesinde; Bir Genelkurmay Başkan Yardımcılığı,

·       Savunma Bakan Yardımcılığı,

·       Doğu Ordular Grubu Komutanlığını (Fırat’ın doğusu),kendinde kalmasını isterse

·       SDG’nin hafif ve orta ağır silahlı birliklerinin korunması talep ederse,

·       SDG’nin özel birliklerinin (CTG – anti terör birimleri) doğrudan Şam değil, ortak güvenlik konseyine bağlı olmasını isterse

bu iş gerçekleşemez. Ancak;

  1. PKK’nın Suriye’deki silahlı kanadının kontrol altına alınması,
  2. Türkiye sınır güvenliğinin garanti altına alınması,
  3. SDG kendi kontrolündeki “sivil ve askerî kurumlar, sınır kapıları, havaalanları, barajlar, tarım kaynakları, petrol ve doğalgaz sahaları da dâhil olmak üzere” altyapı ve stratejik tesislerini Suriye devlet yönetimine devretmesi,
  4. PKK’nın bölgesel otonomi kazanmasının engellenmesi,
  5. Dört parçalı Kürdistan kurulması kararından vazgeçilmesi
  6. SDG’nin tüm askerî komuta kontrolünün Suriye Savunma Bakanlığına bağlanması,
  7. PKK ile organik bağın koparılması,
  8. Türkmen, Arap yoğunluklu şehirlere “zorunlu göç mühendisliği” yapılmayacağına dair yazılı teminat alınması,
  9. SDG komuta kademesindeki PKK kadrolarının tasfiye edilmesi,
  10. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması,
  11. Türkiye sınır hattında Suriye devleti kontrolünün yeniden tesis edilmesi,
  12. Suriye toprak bütünlüğünü korumak, devlet güvenliğini sağlamak, kanun hâkimiyetini sağlamak üzere Türkiye’nin garantörlüğü talep edilmesi

Olumlu gelişmeleri ve umudu güçlendirecektir.

Türkiye, milyonlarca Suriyeli muhaciri, Ensar anlayışıyla yıllarca vatandaşlarından topladığı vergilerle besledi, Suriyeli çocukları okullarında ücretsiz okuttu. Suriyeli öğretmenlere eğitimler verdi. Hastanelerde ücretsiz sağlık hizmetleri sundu, Hastanelerde Suriyelileri Türk vatandaşlarından da öncelikli kıldı, Suriye sınırları içinde binlerce ev yapıp Suriyelileri soğuktan korudu, Zalim Esat rejiminden kaçanlara kucak açtı. Suriyelilere başını sokacak ev yaptı. Her seviyede okul yaptı. Hatta üniversite kurdu. Ücretsiz elektrik verdi. Suriye’de kurduğu hastanelerde, Suriyeli çocuklara, kadınlara, yaşlılara, askerlere derman oldu. Bütün bu hizmetlerden sonra Suriyelilerin, Türkiye Cumhuriyeti Devletine, Türk milletine minnet borcu oluştu.

Suriye’nin yurtdışındaki varlıkları serbest bırakılıyor, Yurtdışındaki para, altın gibi kaynaklar artık Suriye’ye getiriliyor. Amerika ve Avrupa devletlerinin Suriye devletine uyguladığı ekonomik, siyası ambargolar kalkıyor.

Suriye şimdi yeniden imar edilme sürecine giriyor.

Türkiye’de okuyan lisans, yüksek lisans ve doktora yapan birçok Suriyeli genç şimdi Suriye devlet yönetiminde, bu olumlu havada Türkiye Cumhuriyeti devletine olan borcun ödenme zamanı geldi.

Haydi Suriye’de Türkçe konuşan yönetimdeki yetkililer, Bakanlar, Bakan Yardımcıları, Komutanlar, müsteşarlar, genel müdürler, daire başkanları görelim sizi…

Gösterin kendinizi. Barış ve huzur içinde onurlu yaşama zamanı…