
DEM Parti eş genel başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, “Kuzey-Doğu Suriye Kürt Yönetimi ile Türkiye Cumhuriyeti devleti diyalog kurmalı” çağrısı yapması üzerine saf bir siyasetçinin “Allah Allah Suriye'de Kuzeydoğu Suriye Kürt Yönetimi mi var? Yeni duydum.” Diye hayretini ifade etmesi üzerine bu yapı hakkında yazma gereğini duydum. Evet Suriye’de böyle bir terör yapılanması var.
Suriye’de Esad rejimi (Baas Partisi), 1963’ten beri tek parti iktidarı sürdürüyordu; muhalefet yasaktı, ifade ve örgütlenme özgürlüğü kısıtlıydı. Katı, baskıcı bir devlet yönetimi vardı. Esad yönetimine karşı 2011 başlayan gösteriler kısa sürede silahlı çatışmalara dönüştü.
ESAD’ın Rusya’ya kaçması sonrasında, 29 Ocak 2025 tarihinde, geçiş hükûmeti tarafından resmen devlet başkanı seçilen Devlet Başkanı Ahmed Şara Esad’a karşı savaşan gruplardan oluşan silahlı örgütleri tek çatı altında toplamak, düzenli ordu oluşturmak, yeni kurulan devletin kamu güvenliğini sağlamak ve kanun hâkimiyetini kılmak amacıyla silahlı grupları merkezi hükümet bünyesinde toplama çalışmalarında başladı.
Terör örgütü hakkında yaptığım araştırmaları sizlerle paylaşacağım.
Terör Örgütü PKK’nın Suriye’de unsuru (PYD/YPG/SDG):
Terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı olan Partiya Yekîtiya Demokrat (PYD), onun askeri kanadı Syrian Democratic Forces (SDG) 2012’den itibaren Suriye iç savaşının yarattığı otorite boşluğunda ortaya çıkmıştır. 2018’den itibaren bu yapı, Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Kürt Yönetimi (AANES) adı altında birleşti.
AANES, kendisini Suriye’nin bir parçası olarak tanımlasa da uzun vadede demokratik özerklik, federal yapı ve kendi kendini yönetme hedefleri bulunmaktadır. Lobi faaliyetleri, diaspora desteği ve diplomatik kanalları kullanarak “fiili özerk bölge” statüsünü uluslararası alanda meşrulaştırmayı başarma yolunda hayli yol almıştır.
İlham Ahmed (siyasi), Mazlum Abdi (askeri) ve yerel konseylerin eşbaşkanlarıdır.
AANES’in uluslararası ilişkileri son yıllarda giderek kurumsallaşmış, özellikle ABD öncülüğündeki koalisyon güçleriyle yürütülen askeri işbirliği, IŞİD’e karşı savaşta bir meşruiyet zemini yaratmıştır.
PYD/SDG–Şam Anlaşmasının Uygulanmaması
Şam Hükümeti ile PYD/SDG arasında “Merkezi hükümete entegrasyon anlaşması” 10 Mart 2025 tarihinde imzalanmıştır. Askeri koordinasyon, sınır güvenliği, doğal kaynakların paylaşımı gibi 8 maddeden oluşan anlaşmanın hiçbir maddesini PYD/SDG tarafından uygulamamıştır.
Şam yönetimi, merkeziyetçi devlet anlayışından taviz vermemesi nedeniyle PYD/SDG’nin özerklik taleplerine sıcak bakmamaktadır.
Suriye Kantonlar ve Liderlik Yapısı:
Cezire, Kobani, Afrin (sürgün), Rakka, Tabka, Deyrizor ve Menbic bölgelerinden oluşuyor. Her kantonda eşbaşkanlık (kadın + erkek) sistemi uygulanıyor. Genel siyaseti İlham Ahmed, askeri gücü Mazlum Abdi temsil ediyor.
Fiili özerklik oluşturma amacıyla yaptığı Uluslararası işbirlikleri:
Türkiye’nin terör örgütü olarak kabul ettiği PYD/SDG’ye dost ve müttefiki(!) devletler ve kurumlardan verilen destekler:
- ABD ile İşbirliği
Askerî: ABD, 2014’ten itibaren IŞİD’e karşı koalisyon kapsamında SDG’ye binlerce tır dolusu yoğun askeri yardım yaptı (silah, mühimmat, eğitim, özel kuvvet desteği).
Mazlum Abdi ve diğer SDG komutanları, ABD merkezli koordinasyon toplantılarına katıldı.
Siyasal / Diplomatik:
Suriye Demokratik Konseyi (SDC) Washington’da ofisi açtı. İlham Ahmed, defalarca Kongre üyeleri ve ABD Dışişleri yetkilileri ile görüşerek “Suriye’nin demokratikleşmesi” ve “Kürtlerin haklarının güvence altına alınması” mesajını işledi. “IŞİD’e karşı savaşan müttefik” imajı üzerinden ABD kamuoyunda meşruiyet kazanmaya çalıştı.
- Avrupa Birliği Ülkeleri ile İşbirliği
Fransa:
Fransa, Cumhurbaşkanlığı düzeyinde kabul etti. Özellikle kadın liderler (İlham Ahmed, Leila Mustafa) üzerinden örgütün meşruiyetini artırmaya çalıştı. Siyasi diyalog ve insani yardım kanallarında güçlü destek sağladı.
Almanya:
Berlin, örgüt temsilcileriyle insan hakları, mülteciler ve yeniden yapılanma konularında toplantılar yaptı. Doğrudan tanıma yok ama “sivil toplum ve insani projeler” üzerinden ilişki kuruldu.
İngiltere:
SDG ve AANES temsilcileri ile temaslar yürüttü. Güvenlik ve insani yardım projelerinde rol aldı, aynı zamanda Şam ile denge politikası güttü.
Avrupa Parlamentosu:
AANES temsilcilerini toplantılarına davet etti, özellikle “demokratik konfederalizm” modelini tartışma gündemine aldı.
- İsrail ile İlişkiler
İsrail, Suriye’de İran etkisini sınırlamak için Kürtlerle (PKK/YPD/SDG) işbirliği yaptı. İstihbarat paylaşımı ve diplomatik temaslar rapor edildi. İsrail medyasında Kürtlerin desteklenmesi gerektiği yönünde makaleler ve yorumlar çıktı.
AANES temsilcileri, İsrail’in “Ortadoğu’da demokratik müttefik” olabileceğini vurguladı.
- Birleşmiş Milletlerde
BM platformlarına doğrudan katılamasa da, insan hakları oturumlarına rapor ve temsilci göndermeye çalıştı.
- Avrupa Parlamentosu’nda: Konferanslara katılım sağlandı.
Almanya, Fransa, İsveç ve Hollanda’daki Kürt dernekleri, AANES lehine kampanyalar düzenledi. Avrupa’daki Kürt lobisi, AANES liderlerini parlamentolara davet ederek tanınırlık sağladı.
Türkiye Açısından Riskler ve Stratejik Kaygılar
Türkiye, PYD/SDG’nin PKK ile organik bağlarını açıkça vurgulamakta ve bu yapıyı ulusal güvenliğine doğrudan tehdit olarak görmektedir. Ankara’nın temel kaygısı, Suriye’nin kuzeyinde PKK’nın siyasi-askeri bir devletçik kurma ihtimalidir. Böyle bir yapının varlığı, Türkiye’nin sınır güvenliği, göç yönetimi ve iç siyasette terörle mücadele stratejileri üzerinde uzun vadeli baskı yaratmaktadır.
Uluslararası Destek ve Ankara’ya Yansımaları
ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İsrail’in açık ya da örtülü destekleri, Ankara’nın bölgesel politikalarını daha da sertleştirmesine yol açmaktadır.
Devlet Bahçeli’nin terör örgütü PKK lideri Abdullah ÖÇALAN’ın PYD/SDG’nin PKK gibi kendini feshetmesi, silah bırakması yönünde bir açıklama yapması gerekir çağrısına henüz APO’dan bir karşılık gelmemiştir.
Türk kamuoyu tarafından, PYD/SDG’nin kendini fesh etmesi, Suriye devlet sistemine entegre olması, özerklikten ve federasyon fikrinden vazgeçmesi, Amerika’nın verdiği binlerce tır dolusu silah ve mühimmatların Türk makamlarına teslim edilmesi beklenmektedir. Ancak PYD/SDG kendini fesh etmesi ve silahları teslim etmesine inanmak aptallık derecesinde saflıktır.
Türk devlet aklının bunu gördüğüne ve karşı stratejiler geliştireceğine inanıyorum. Karamsar olmayın. Türk devleti, her zorluğu yenecek güçtedir. Tarih, Türk milletinin birlik, kararlılık ve akılcı strateji ile en zor dönemlerden bile çıkmayı başardığına şahit olmuştur.

