Categories: ANALİZGÜNDEM

PYD/SDG–Şam Mutabakatı Neden Uygulanmıyor? Bölgesel Dengeler ve Türkiye Açısından Sonuçlar

10 Mart 2025’te imzalanan PYD/SDG–Şam mutabakatının sahada uygulanmaması, Suriye’nin egemenliği, Türkiye’nin güvenliği ve ABD’nin bölgesel stratejisi açısından yeni bir belirsizlik alanı oluşturuyor. Süreç neden tıkandı, taraflar ne hedefliyor?

 

Haber – Analiz

Suriye’de 10 Mart 2025 tarihinde imzalanan ve Şam yönetimi ile, Türkiye’nin PKK’nın Suriye uzantısı olarak tanımladığı PYD/SDG arasında varılan mutabakat, teorik olarak Suriye’nin toprak bütünlüğünün yeniden tesisini hedefliyordu. Anlaşma; askerî, idarî ve ekonomik yapıların merkezi devlete entegrasyonunu öngörüyordu.

Ancak 2025 yılının bitimine günler kala sahadaki tablo, mutabakatın fiilen uygulanmadığını göstermektedir. Petrol sahaları, barajlar, sınır ve gümrük kapıları hâlen PYD/SDG kontrolündedir. Silahlı unsurların Suriye Arap Ordusu’na entegrasyonu gerçekleşmemiş, fiilî özerk yapı varlığını sürdürmüştür.

Bu durum, mutabakatın bir entegrasyon belgesi mi yoksa geçici bir siyasi araç mı olduğu sorusunu gündeme taşımaktadır.


1. Şam Yönetimi Açısından: Egemenlik Arayışı ve Zaman Faktörü

Şam açısından mutabakat, askerî bir uzlaşıdan ziyade egemenliğin yeniden tesisi amacı taşımaktadır. Haseke–Deyrizor hattındaki petrol sahaları, Fırat üzerindeki barajlar ve sınır kapıları, Suriye ekonomisinin ve devlet kapasitesinin temel unsurlarıdır.

Ancak Suriye ordusunun kuzeydoğuda geniş çaplı bir askerî operasyon yürütebilecek kapasiteye sahip olmadığı bilinmektedir. Son yıllarda İsrail’in Suriye’deki askerî altyapıya yönelik saldırıları bu kapasiteyi ciddi biçimde zayıflatmıştır. Ayrıca Rusya ve İran da Şam’ın ABD ile doğrudan bir çatışmaya sürüklenmesini şu aşamada tercih etmemektedir.

Bu nedenle Şam yönetimi, mutabakatın ihlaline rağmen dosyayı askerî değil, diplomatik ve zamana yayılan bir baskı unsuru olarak kullanmaktadır. Ancak bu yaklaşım, uzun vadede fiilî federalizasyon riskini de beraberinde getirmektedir.


2. PYD/SDG Açısından: Entegrasyon mu, Statü Arayışı mı?

PYD/SDG açısından mutabakatın uygulanmamasının temel nedeni, entegrasyonun yapısal çözülme anlamına gelmesi olarak görülmesidir. Mevcut askerî ve idarî yapıların korunması, örgüt açısından stratejik önemdedir.

Bu çerçevede PYD/SDG’nin temel hedefleri; silahlı yapının dağılmaması, yerel güvenlik mekanizmalarının devamı, ekonomik kaynaklar üzerindeki fiilî kontrolün sürdürülmesi ve Suriye içinde anayasal bir statü kazanılması olarak özetlenebilir.

Bu nedenle mutabakat, nihai bir entegrasyon belgesi olmaktan ziyade, uluslararası meşruiyet arayışının bir parçası olarak değerlendirilmektedir.


3. Türkiye Açısından: Güvenlik Kaygısı ve Zaman Baskısı

Türkiye, PYD/SDG’ye yönelik güvenlik yaklaşımında bir değişiklik göstermemektedir. Ankara açısından mutabakatın anlamı, silahlı yapının tasfiyesi ve tehdidin ortadan kalkmasıydı.

Ancak sürecin tıkanmasıyla birlikte;

  • Türkiye sınırına bitişik bölgelerde ağır silahlı bir yapının varlığının devam ettiği,

  • Bu yapının fiilî devletleşme unsurları sergilediği,

  • Diplomatik sürecin Türkiye açısından zaman kazandırıcı işlevini yitirdiği
    değerlendirilmektedir.

Bu çerçevede Türkiye’nin askerî seçenekleri tamamen masadan kalkmış değildir. Ancak böyle bir adımın meşruiyet, hedefin sınırlılığı ve büyük güçlerle koordinasyon gibi başlıklara bağlı olacağı açıktır.


4. ABD ve İsrail Perspektifi: Kontrollü Belirsizlik

ABD, PYD/SDG ile ilişkisini IŞİD’le mücadele çerçevesinde sürdürmektedir. Washington açısından bu yapı ne tamamen bağımsız bir aktör, ne de Şam’a tam entegrasyonu arzulanan bir unsurdur. ABD’nin tercih ettiği denge, sahada kontrol edilebilir bir belirsizliktir.

İsrail açısından ise PYD/SDG, İran–Şam hattını dengeleyen dolaylı bir unsur olarak görülmektedir. Ancak bu desteğin Türkiye ile doğrudan bir çatışmayı göze alacak düzeyde olmadığı da bilinmektedir.


Sonuç

PYD/SDG–Şam mutabakatının uygulanmaması, yalnızca Suriye içi bir sorun değil; Türkiye’nin güvenliği, ABD’nin bölgesel stratejisi ve Orta Doğu’daki güç dengeleriyle doğrudan bağlantılıdır.

Önümüzdeki dönemde sürecin askerî mi yoksa diplomatik araçlarla mı şekilleneceği, sahadaki gelişmeler kadar büyük güçlerin tercihleri tarafından da belirlenecektir.

✍️ Namık Kemal Yıldız
Haber Analiz – Maksat İstihdam

 

webadmin

Son haber

MEGALİ İDEA’DAN GÜNÜMÜZE RUHBAN OKULU TARTIŞMALARI

Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Hıristiyan Ortodoks mezhebine mensup Rum cemaatine din adamı yetiştirmek amacıyla,…

% gün önce

BELEDİYELER KAPATILMALI MI?

Bundan 10, 20, 30 yıl önce böyle bir başlık atsaydım ve “Belediyeler Kapatılsın mı” diye…

% gün önce

Kıbrıs Üzerinden Türkiye’ye Jeopolitik Kuşatma mı?

Doğu Akdeniz’de GKRY’nin yabancı askeri güçlerle geliştirdiği ilişkiler, İsrail’in bölgesel stratejileri ve artan askeri hareketlilik…

% gün önce

Yusuf Kaplan’dan Hükümete “Aileyi Kurtarın” Çağrısı

Hükümete yakınlığıyla bilinen Yusuf Kaplan aile yapısındaki çözülmeye dikkat çekerek, “Aile çökerse ülke uçurumun eşiğine…

% gün önce

İYİ Parti Merkezde Yükseliyor: Türkiye’de Yeni Siyasi Denge mi Kuruluyor?

Ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve değişim arayışı Türkiye siyasetinde yeni dengeleri beraberinde getiriyor. İYİ Parti’nin…

% gün önce

DUHA VE DUA

Dua her vakitte Yüce Rabbimize arz edilir. Her an, her soluk alış verişimizde dua gerek…

% gün önce