
Dünya Koronavirüs salgınının etkilerini yeni yeni geride bırakırken şimdi de Maymun Çiçeği Virüsü gündemde. Dünyada bir çok ülke bu virüs nedeniyle alarma haline geçerken, henüz Türkiye'de virüsün etkileri veya virüslü kişilerin görülmemiş olması büyük şans olarak nitelendiriyor. Fakat olası bir yeni pandemi olursa, Maymun Çiçeği Virüsü karantina getirir mi? merak ediliyor. Bu konuda Bilim Kurulu açıklama getirdi.
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, 20 gün içinde 21 ülkeye ulaşan maymun çiçeği vakaları ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Yavuz, Kovid-19’un günümüzdeki durumu ve dünyayı korku içine alan Maymun Çiçeği ile ilgili yaptığı açıklamalarda karantina süresinin 4 hafta sürebileceğini belirtti. Koronavirüste sürecin yakından takip edildiğini belirten Dr. Serap Şimşek Yavuz, yaz ve sonbaharda olay sayılarının yeniden artabileceği endişesinin yaşandığını belirterek konuyu takip ettiklerini belirtti. Açıklamasının devamında "ayrıca bundan sonra yapılacak aşıların içeriğinin belirlenmesi için Dünya sağlık Örgütü'nün aynen grip aşılarında olduğu şeklinde bir organizasyonu söz konusu. Doğrusu iyi mi grip aşıları her yıl yenileniyor, bu şekilde bir yenilenmeye ihtiyaç var mı, bunu göreceğiz sonbahara doğru. Çünkü şu an dünyada BA.2 varyantı da artık azalıyor. Diğer varyantlar, BA. 4, 5, ABD'da çıkan BA.12 varyantları, bulaşık özellikleri daha yüksek olduğundan, baskın hale geçti. Onlar da kaçıyorlar aşı bağışıklığından. Dolayısıyla aşı takviminde bir değişim gerekecek mi bunun cevabını arıyoruz" dedi.
İlk kere 7 Mayıs’ta İngiltere’de Maymun Çiçeği vakalarının görüldüğünü hatırlatan Yavuz bu konu ile ilgili, "Koronavirüs'teki şeklinde büyük bir pandemi beklenmese de burada en büyük sıkıntı; virüsün hayvan konaklardan da geçebilmesi nedeniyle, kontrolünün zorlaşabileceği" ifadelerini kullandı.
Bilinenden Çok daha fazla olay Var
Prof. Dr. Yavuz, "20 günde, 21 ülkede olay tespit edildi. Bu bayağı bir salgın olduğunu gösteriyor bize. Gerçek boyutunu da tam olarak bilemiyoruz. Bu bir tek yakalanan olgular. Sürveyans (takip) sistemi iyi olan ülkelerin yakaladığı olgular. Aslında bilinenden çok daha çok vaka olduğu tahmin ediliyor. Eldeki verilere bakılırsa pandemik kapasitesinin çok yüksek olmadığı düşünülüyor. Çünkü solunum kanalıyla çok etkili bir halde bulaşamıyor, veya asemptomatik dönemde bulaştırıcılığı yok diye kabul ediliyor. DNA virüsü olduğundan çok mutasyon geçirmeyecek diye tahmin ediliyor. Fakat tabii ki mikroorganizmaların yakın takip edilmesi gerekiyor. Çünkü daha önce koronavirüsler de bu kadar bulaşıcı olarak bilinmiyordu. SARS hele hiç yayılmıyordu mesela" dedi.
Prof. Dr. Yavuz, hemen hemen Türkiye'de vaka tespit edilmediğini fakat ilk olay çıkarsa neler yapılması icap ettiğini ise şu sözlerle anlattı: "Türkiye'de düşünsenize hiç görülmemiş bir hastalık. İlk hastanın, döküntüler tamamen kuruyana kadar izolasyonda kalması gerekecek. Çünkü toplumda hiç görülmeyen bir hastalık ki ilk kez olacak. Daha önce yayılmamış bir hastalık doğrusu, bu şekilde bir ihtimal yayılmasını engelleyebiliriz. Hasta tespit edildikten sonra tüm lezyonlar kuruyacak, kabukları dökülecek, çünkü oralardan da bulaşma söz mevzusu olabiliyor; bu da 2 ila 4 hafta kadar sürüyor. Semptomlar çıktıktan, döküntüler başladıktan sonrasında 14-28 gün arası hasta olan ferdin izolasyonu gerekiyor. Temaslıda ise semptomlar oluşmadan aşılama yapılması ve 21 güne kadar izolasyonu söz mevzusu olabilir."
Döküntülerle yakın temasın hastalığın bulaşma riskini arttırdığını belirten Prof. Dr. Yavuz, "Döküntülerde bolca miktarda virüs var. O döküntü yada hastanın çıkartılarıyla diyelim (vücut sıvıları) yakın temasla bulaşır. Mesela mevzuşurken de uzun süre çok yakın temasta, bulaşma riski var. Çünkü Afrika'daki salgınlarda meydana getirilen çalışmalarda, ev halkının yüzde 10'una yakın, temasla bulaştığı tespit edilmiş" dedi.
Korona'dan Daha Ölümcül Olabilir
Hastalığın yayılmasının Koronavirüse nazaran daha zor ancak daha ölümcül olabileceğini belirten Yavuz, "Bir diğer sıkıntı da çiçek hastalığının akrabası bir virüs olmakla birlikte, hayvan rezervuarlarında bulunabilmesi. Gerçek hayvan rezervuarı hangisi, onu bile bilmiyoruz. Bu şekilde bir hastalık olduğu süre, hayvanlarda da müessir olabiliyorsa, Kovid'den de biliyoruz, o süre denetimi daha zor oluyor. Bir de birey semptomatik olduktan sonra kısaca hastalık belirtileri başladıktan sonrasında bulaştırıcılık oldukca uzun sürüyor. Kabuklanmaların hepsi, vücutta çıkan döküntülerin hepsi yok olana kadar bulaştırıcılığı sürebiliyor. Fakat hastaları yakalamak basit olduğu için, döküntülerden hemen tanıyıp hastayı izole edip, çevresini de 'ring aşılama' dediğimiz şekilde aşıladığınız vakit denetim altına alınabileceği düşünülüyor" açıklamasını yaptı.
Yavuz açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
"Bizim de Türkiye olarak hızlıca vaka tanımlaması yapmamız lazım ve sürveyansı (takip) artırmamız lazım" diyen Prof. Dr. Yavuz, şu uyarılarla sözlerine devam etti: "İnsanların farkındalığını arttırmamız lazım. Vakayı görecek olan hekimlerin eğitimlerini artırmamız lazım çünkü uzun zamandır görülmeyen bir hastalık. Hepimiz KLİMİK Derneği olarak bugün hekimlerimize yönelik bu yönde bir eğitim toplantısı yapıyoruz örneğin. Türkiye'de 1980'e kadar aşılanma vardı, 80'den sonrasında aşılı olan yok. Dolayısıyla en geç aşılanan grubun bile aşısının üzerinden 42 yıl geçmiş. Aşısı olup da hastalığa yakalanan var. Aşı ne kadar koruyor, gene kısmi bir koruyuculuğu olacaktır. Fakat bunun yüzde 80-90 düzeyinde olması beklenmiyor açıkçası.
2001'de Amerika'da gerçekleşen şarbon salgını sonrası ülkelerin çiçek virüsüyle de ilgili alarma geçtiğini ve biyolojik saldırı tehdidine karşı çiçek aşısı temini gerçekleştiğine de değinen Prof. Dr. Yavuz, Türkiye'nin de o yıllarda belli bir miktar çiçek aşısı almış olduğunu söyleyerek sözlerini şöyle noktaladı: "Çiçek aşıları stoklamıştı bazı ülkeler. Sanırım Türkiye'de de 2011 senesinde belli bir miktar aşı alınmıştı. Aslen öngörülüyordu maymun çiçeği salgını. Çünkü Nijerya'da 2017 senesinde ansızın ortaya çıktı, şu andakinin bir modeli orada yaşanmıştı aslına bakarsan. Bu şekilde bir hazırlık vardı. Bundan dolayı de 2019'da, daha az yan etkisi olan MVA (nonreplike atenüe canlı aşı) aşısına EMA ve FDA tasdik vermişti. Ama o aşı da kitlesel aşılamalarda hemen hemen büyük çapta kullanılmadığı için, koruyuculuğuyla ilgili acaba etkinliği ne olur diye düşünülüyor. Maymun çiçeğinde riskli grup daha çok çocuklar ve gebeler. O yüzden ekstra dikkat edilmesi gerekiyor bu grupta."
Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Hıristiyan Ortodoks mezhebine mensup Rum cemaatine din adamı yetiştirmek amacıyla,…
Bundan 10, 20, 30 yıl önce böyle bir başlık atsaydım ve “Belediyeler Kapatılsın mı” diye…
Doğu Akdeniz’de GKRY’nin yabancı askeri güçlerle geliştirdiği ilişkiler, İsrail’in bölgesel stratejileri ve artan askeri hareketlilik…
Hükümete yakınlığıyla bilinen Yusuf Kaplan aile yapısındaki çözülmeye dikkat çekerek, “Aile çökerse ülke uçurumun eşiğine…
Ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve değişim arayışı Türkiye siyasetinde yeni dengeleri beraberinde getiriyor. İYİ Parti’nin…
Dua her vakitte Yüce Rabbimize arz edilir. Her an, her soluk alış verişimizde dua gerek…
Bu site çerezlere izin vermektedir.