
Uluslararası ajanslar ve bölgesel basın, yaşananları artık yalnızca “ekonomik öfke” başlığıyla değil, rejimin geleceği ve toplumsal denge çerçevesinde ele alıyor.
BBC Türkçe, Associated Press (AP) ve Reuters’ın aktardığı tabloya bakıldığında, bu protestoların tek bir şehirle ya da tek bir taleple sınırlı olmadığı görülüyor. Üstelik bu kez sadece rejim karşıtları değil, rejim yanlıları da sokakta. Bu durum, İran için yeni ve riskli bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası ajanslara göre protestoların fitilini ateşleyen ana unsur, ekonomik baskının dayanılmaz hâle gelmesi. Yüksek enflasyon, işsizlik, ücretlerin alım gücünün hızla düşmesi ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat artışları, toplumun geniş kesimlerini etkiliyor.
Reuters analizlerinde, İran ekonomisinin yaptırımlar, düşük yatırım ve yapısal sorunlar nedeniyle uzun süredir toparlanamadığı vurgulanıyor. AP ise özellikle küçük esnaf ve dar gelirli kesimlerin, protestolarda daha görünür hâle geldiğine dikkat çekiyor. Bu yönüyle eylemler, yalnızca gençlerin ya da belirli ideolojik grupların değil, ekonomik olarak sıkışmış geniş bir kitlenin tepkisi olarak öne çıkıyor.
Ulusal basına yansıyan en çarpıcı örneklerden biri, Resti kentindeki protestolarda 300’den fazla dükkânın yanması oldu. Bu olay, protestoların bazı bölgelerde barışçıl sınırları aştığını ve ekonomik merkezlerin hedef hâline geldiğini gösteriyor.
BBC Türkçe ve yerel medya yorumlarında bu tür görüntüler, yalnızca “şiddet” olarak değil, aynı zamanda kontrolsüz öfkenin dışavurumu olarak değerlendiriliyor. Özellikle geçimini ticaretle sağlayan kesimlerin dahi bu dalgaya kapılması, toplumsal kırılmanın derinliğine işaret ediyor.
Uzmanların ve ajans analizlerinin ortaklaştığı nokta şu:
Bu protesto dalgası, öncekilerden üç temel başlıkta ayrılıyor.
2017–2019 protestoları ağırlıklı olarak ekonomik, 2022’deki eylemler ise daha çok toplumsal ve kültürel haklar eksenindeydi. Bugünkü tablo ise ekonomik talepler ile siyasi memnuniyetsizliğin iç içe geçtiği bir yapı sunuyor.
AP ve Reuters, protestoların yalnızca büyük kentlerle sınırlı kalmadığını; orta ölçekli şehirler ve ticaret merkezlerinde de etkili olduğunu aktarıyor. Bu, yönetim açısından kontrolü daha zor bir tablo anlamına geliyor.
Belki de en kritik fark bu: Rejim yanlıları da sokakta. Bu durum, protestoları tek yönlü bir “devlet–halk” gerilimi olmaktan çıkarıp, toplumsal kutuplaşma boyutuna taşıyor.
Protesters march in downtown Tehran, Iran, Monday, Dec. 29, 2025. (Fars News Agency via AP)
Reuters ve BBC analizlerinde bu başlık özel olarak vurgulanıyor. Rejim yanlılarının mitingler ve yürüyüşlerle sahaya çıkması, yönetimin tabanını konsolide etmeye çalıştığını gösteriyor. Ancak bu aynı zamanda iki riskli sonucu beraberinde getiriyor:
Doğrudan temas riski: Karşıt grupların aynı alanlarda bulunması, kontrolsüz çatışma ihtimalini artırıyor.
Toplumsal yarılma: Protestolar artık yalnızca iktidarla değil, toplum içindeki farklı kesimlerle de karşı karşıya geliyor.
Uzmanlara göre bu tablo, kısa vadede rejime “güç gösterisi” imkânı verse de, uzun vadede gerilimi daha da derinleştirebilir.
İran yönetiminin ilk refleksi, önceki krizlerde olduğu gibi güvenlik merkezli oldu. Uluslararası basın, internet kısıtlamaları, güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri ve gözaltılar konusunda benzer bir çizginin izlendiğini aktarıyor.
Resmî söylemde ise protestolar sıkça “dış müdahale” vurgusuyla açıklanıyor. Bu söylem, iç kamuoyunu konsolide etmeyi amaçlıyor. Ancak AP ve Reuters, sahadaki taleplerin büyük ölçüde iç ekonomik ve sosyal sorunlardan kaynaklandığına dikkat çekiyor.
İran’daki protestolar, benzer ekonomik sıkıntılar yaşayan ülkelerdeki eylemlerden şu yönleriyle ayrılıyor:
Siyasi sistemin kapalı yapısı nedeniyle talepler hızla rejim tartışmasına evriliyor.
Güçlü ideolojik kamplaşma, karşı mobilizasyonu mümkün kılıyor.
Uzun süreli yaptırımlar, ekonomik öfkeyi kronik hâle getiriyor.
Bu faktörler birleştiğinde, protestolar yalnızca “anlık patlama” değil, sürekli bir gerilim alanı oluşturuyor.
Uluslararası analizlerde üç ana senaryo öne çıkıyor:
Sert bastırma ve geçici sükûnet: Güvenlik önlemleri protestoları bastırabilir, ancak alttaki sorunlar çözülmez.
Sınırlı ekonomik adımlar: Bazı ekonomik rahatlatıcı hamleler gelebilir; fakat siyasi talepler karşılıksız kalabilir.
Uzun süreli gerilim: Karşılıklı sokak mobilizasyonu, İran’ı daha uzun bir istikrarsızlık dönemine sürükleyebilir.
Hiçbir senaryo, kısa vadede “kolay çıkış” vaat etmiyor.
Türkiye ve bölge ülkeleri gelişmeleri dikkatle izliyor. İran’daki istikrarsızlık, yalnızca iç politika meselesi değil; bölgesel denge, enerji ve göç başlıklarıyla da yakından ilişkili. Bu nedenle Ankara başta olmak üzere komşu ülkeler, temkinli ve dengeli bir dil kullanmayı tercih ediyor.
Bu protesto dalgası, İran’da sokağın artık tek sesli olmadığını gösteriyor. Ekonomik öfke, siyasi memnuniyetsizlik ve ideolojik kamplaşma aynı anda sahnede. Rejim yanlılarının da aktif biçimde sokağa çıkması, tabloyu daha karmaşık ve daha riskli hâle getiriyor.
İnsan Kitap ve Toplum Araştırmaları Derneği (İKTA-DER) kuruluşunun birinci yılını bir Kermes ve bir Panel…
Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Hıristiyan Ortodoks mezhebine mensup Rum cemaatine din adamı yetiştirmek amacıyla,…
Bundan 10, 20, 30 yıl önce böyle bir başlık atsaydım ve “Belediyeler Kapatılsın mı” diye…
Doğu Akdeniz’de GKRY’nin yabancı askeri güçlerle geliştirdiği ilişkiler, İsrail’in bölgesel stratejileri ve artan askeri hareketlilik…
Hükümete yakınlığıyla bilinen Yusuf Kaplan aile yapısındaki çözülmeye dikkat çekerek, “Aile çökerse ülke uçurumun eşiğine…
Ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve değişim arayışı Türkiye siyasetinde yeni dengeleri beraberinde getiriyor. İYİ Parti’nin…
Bu site çerezlere izin vermektedir.