
Sendika anayasal bir haktır. Dünyanın pek çok noktasında sendikal haklar çeşitli mücadeleler ile zor şartlarda alınmıştır. Sanayi Devrimi'nin ilk gününden bugüne işçilerin fedakarlıkları ve mücadelesi günümüzde hemen hemen bütün dünyada sendikal hakları getirmiştir. Fakat bazı işverenler sendikalı olmanın gücünü hafife almaktadır.
Türkiye'de tüm çabalara rağmen işçiler sendikalı olmanın önemini bir türlü kavrayamıyor. Bunun en büyük ispatı sendikalı oranı; Türkiye'de 13 milyondan fazla çalışanın sadece 1 milyon 894 bin kadarı sendikalı durumda. Yüzde 13'e tekamül eden bu rakam hala çok düşük olsa da, son 5 yıl içinde sendikaların üye sayısının arttığı da bir gerçek.
SENDİKASIZ GÜVENCE OLMAZ
Türkiye'de ismi her ne olursa olsun sendikalar işçi haklarının güvencesidir. Toplu İş Sözlemesi, grev, hak alma gibi yetkiler yetkili sendikaların elindedir. Sendikalar şu veya bu şekilde işçilerin haklarını ve ücretlerini korumak isterler.
Fakat zaman zaman bazı işverenler sendikal baskılar yapmaktadır. Bu baskılar kamu veya özel sektör fark etmeksizin kendini istifaya zorlama, sendikalar arası ayrımcılık yapma, sendika değiştirmeye zorlama ve maalesef kimi zaman haksız işten çıkarmalar şeklinde göstermektedir.
SENDİKAL BASKININ İŞVERENE FATURASI
Habertürk'ten Ahmet Kıvanç'ın yazısına göre kamu veya özel sektör fark etmeksizin herhangi bir iş yerinde sendikal baskı söz konusu ise işçi kesinlikle haklıdır. Eğer ispatlı bir şekilde işçi işvereni tarafından sendika değiştirmeye veya sendikadan istifa etmeye zorlanırsa bir yıllık maaş tutarında tazminat ödemek zorunda kalır.
Eğer sendikal bir nedenden iş veren işçinin sözleşmesini feshederse, işçi mahkemeye başvurarak işe iade davası açabilir. İşçi davayı kazansa bile 12 aylık tazminat işveren tarafından ödenmek zorundadır.
Sendikal baskılar nedeniyle açılan davalarda aksini ispat etme yükümlülüğü işverene aittir.
Maksat İstihdam
